ABD Hava Kuvvetleri'nin ana muharip uçak filosu, yasanın belirlediği minimum büyüklüğün altına düşerek kritik bir eşiğe ulaştı. Emekli Hava Kuvvetleri subayı ve Texas Cumhuriyetçi Temsilcisi August Pfluger, bu gelişmeyi 'harekete geçme çağrısı' olarak nitelendirdi. Pfluger, Hava Kuvvetleri'nin hazır gücünün, ABD'nin küresel angajmanlarını sürdürebilmesi için Kongre'nin acil olarak savunma bütçesini artırması gerektiğini vurguladı.
Pfluger, 2 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Hava Kuvvetleri'nin ana savaş uçağı filosunun yasal olarak belirlenmiş asgari büyüklüğün altına düşmesi kabul edilemez bir durumdur" ifadelerini kullandı. Mevcut filonun büyüklüğü, ABD'nin aynı anda iki büyük bölgesel çatışmaya müdahale edebilme kapasitesini sorgulatıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yasal Zorunluluk ve Operasyonel İhtiyaç
ABD yasaları, Hava Kuvvetleri'nin belirli sayıda ana muharip uçağı (F-15, F-16, F-22, F-35 gibi) operasyonel olarak hazır bulundurmasını şart koşuyor. Bu sayı, ulusal güvenlik ihtiyaçlarına göre belirleniyor ve düşüş, Hava Kuvvetleri'nin 1990'ların sonundan bu yana en düşük uçak sayısına gerilediği anlamına geliyor. Pfluger, mevcut 181 uçaklık açığın kapatılması için yeni uçak alımları ve bakım bütçesinin artırılması gerektiğini belirtti.
Uzmanlar, bu açığın zamanında kapatılmaması halinde ABD'nin caydırıcılık gücünün zayıflayacağını ve Çin ile Rusya karşısında hava üstünlüğünün tehdit altına gireceğini öne sürüyor. Hava Kuvvetleri, emekliye ayrılan A-10 Thunderbolt gibi eski modellerin yerine yeterli sayıda F-35 teslim alamadı. Ayrıca F-15EX ve F-16V modernizasyon programları da planlanan hızda ilerlemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Caydırıcılık ve Müttefik Güvencesi
Bu durum, özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde ABD'nin müttefiklerine verdiği güvenlik garantilerinin sorgulanmasına neden olabilir. NATO'nun doğu kanadında artan tehditler karşısında ABD'nin hava kuvvetleri varlığı kritik önem taşıyor. Benzer şekilde, Tayvan ve Güney Kore gibi müttefikler, ABD'nin hava üstünlüğüne güveniyor. Filo büyüklüğündeki bu düşüş, ABD'nin aynı anda birden fazla kriz bölgesine müdahale kabiliyetini azaltıyor.
Pfluger, "Bu, sadece bir sayı meselesi değil; bu, Amerikan gücünün sembolü ve küresel barışın sigortasıdır" dedi. Kongre'nin, 2025 savunma bütçesinde Hava Kuvvetleri'nin uçak alımına ayrılan kaynağı önemli ölçüde artırması bekleniyor. Ancak bütçe kısıtlamaları ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle bu artışın ne kadarının gerçekleşeceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin hava kuvvetleri filosundaki bu daralma, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından dolaylı etkiler doğurabilir. NATO'nun güneydoğu kanadında önemli bir müttefik olan Türkiye, hava sahasının korunması ve bölgesel tehditlere karşı caydırıcılık konusunda ABD'nin hava varlığına güveniyordu. Özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye'deki angajmanlar, ABD uçaklarının varlığını gerektirebiliyor. Filo büyüklüğündeki düşüş, ABD'nin bu bölgelere tahsis edebileceği uçak sayısını azaltabilir. Ancak Türkiye'nin kendi hava savunma sistemlerini (S-400, geliştirilen yerli sistemler) çeşitlendirmesi, bu bağımlılığı kısmen azaltmış durumda. Yine de NATO içindeki hava gücü dengesi, Türkiye'nin savunma planlamasında dikkate alınması gereken bir faktör olmaya devam ediyor.