ABD’de eski Başkan Barack Obama’nın imzasını taşıyan sağlık sigortası sistemi ObamaCare kapsamında sunulan poliçe primlerine 2026 yılında medyan yüzde 14 oranında bir zam gelmesi bekleniyor. KFF adlı bağımsız sağlık politikası araştırma kuruluşunun ön başvuru verileri üzerinde yaptığı analize göre, sigorta şirketlerinin teklif ettiği prim artışları ikinci yıl üst üste çift haneli seviyede kalacak. Bu durum, özellikle düşük ve orta gelirli haneler için sağlık sigortası erişimini daha da zorlaştırabilir. Analiz, 50 eyaletin tamamını kapsayan 2026 yılı prim tekliflerini değerlendiriyor.
ObamaCare primlerindeki artışın arka planı
ObamaCare, resmi adıyla Hasta Koruma ve Uygun Fiyatlı Bakım Yasası (ACA), 2010 yılında yürürlüğe girmiş ve milyonlarca Amerikalının sağlık sigortasına erişmesini sağlamıştı. Ancak sistem, yıllardır prim artışları ve sigorta şirketlerinin piyasadan çekilmesi gibi sorunlarla boğuşuyor. KFF’nin yayımladığı ön başvuru raporuna göre, 2026 yılı için en yüksek prim artışını talep eden eyaletlerin başında Alaska (yüzde 39), Oklahoma (yüzde 33) ve Oregon (yüzde 28) geliyor. Düşük artış talep eden eyaletler arasında ise Rhode Island (yüzde 1,9) ve Vermont (yüzde 3,2) bulunuyor. Artışların gerekçeleri arasında sağlık hizmetleri enflasyonu, ilaç fiyatlarındaki yükseliş ve pandemi sonrası ertelenen tedavilerin talep patlaması sayılıyor. Ayrıca, federal hükümetin pandemi döneminde sağladığı geçici sübvansiyonların bazılarının sona ermesi de etkili. 2025 yılında medyan prim artışı yüzde 12,2 olarak gerçekleşmişti. Bu yılki öngörülen yüzde 14'lük artış, geçen yıla kıyasla daha yüksek bir oran anlamına geliyor. Sigorta şirketlerinin ön başvuruları henüz eyalet düzeyinde onaylanmadığı için nihai prim oranları değişebilir. Ancak KFF, şimdiden bu artışların sigortalılar üzerinde ciddi bir mali yük oluşturacağını belirtiyor. Özellikle federal sübvansiyonların olmadığı orta gelirli haneler, primlerdeki yükselişten doğrudan etkilenecek. Düşük gelirliler ise vergi kredileri sayesinde kısmen korunurken, bu kredilerin süresinin dolması durumunda daha fazla kişi sigortasız kalma riskiyle karşı karşıya.
Küresel sağlık sigortası sistemlerine yansımaları
ABD’deki bu prim artışı, gelişmiş ülkelerde sağlık sigortası maliyetlerine ilişkin küresel bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Dünya genelinde sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı artarken, birçok ülke benzer maliyet baskılarıyla karşı karşıya. Örneğin, OECD ülkelerinde sağlık harcamaları 2023 yılında ortalama yüzde 3,8 oranında artarken, ABD bu ortalamanın çok üzerinde bir harcama seviyesine sahip. ABD, sağlık hizmetlerine kişi başına yılda yaklaşık 12.500 dolar harcıyor. Bu rakam, OECD ortalamasının yaklaşık iki katı. Prim artışları, hem sigorta şirketlerinin karlılık kaygıları hem de hizmet sağlayıcıların maliyetleri yansıtma eğilimiyle açıklanabilir. Ancak bu durum, sağlık sigortasının erişilebilirliği konusunda ABD’de süregelen politik çekişmeleri de alevlendiriyor. Cumhuriyetçiler, ObamaCare’in kaldırılması veya piyasa odaklı alternatiflerle değiştirilmesi gerektiğini savunurken; Demokratlar, sistemin genişletilmesi ve kamu sigortası seçeneği (public option) eklenmesini öneriyor. 2024 başkanlık seçimleri sonrası bu tartışmaların daha da keskinleşmesi bekleniyor. Diğer ülkeler, ABD’deki bu deneyimden ders çıkararak kendi sistemlerinde maliyet kontrolü ve koruyucu sağlık hizmetlerine yatırım yapma yollarını arıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de ObamaCare primlerindeki bu artış, Türkiye'nin sağlık sigortası sistemi için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel sağlık hizmetleri maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Türkiye, genel sağlık sigortası (GSS) sisteminde benzer maliyet baskılarıyla karşı karşıya. Özellikle ilaç ve tıbbi malzeme fiyatlarındaki artış, sağlık harcamalarını yukarı çekiyor. ABD'deki gelişmeler, Türkiye'nin sağlık politikalarında mali sürdürülebilirliğe ve prim düzenlemelerine daha fazla önem vermesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, uluslararası ilaç şirketlerinin fiyatlandırma stratejileri Türkiye'yi de etkileyebilir. Türkiye, sağlık sigortası primlerini düşük tutmak için sübvansiyonlara ve kamu hastanelerine ağırlık veriyor ancak bu modelin uzun vadede sürdürülebilirliği tartışmalı. ABD'deki prim artışları, sağlık sigortası sistemlerinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor ve Türkiye'nin kendi sistemini geleceğe hazırlaması için bir uyarı niteliği taşıyor.