ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), kredi derecelendirme kuruluşu Egan-Jones Ratings Co.'nun devlet borçlanma araçları ve varlığa dayalı menkul kıymetler için derecelendirme yapma pazarına yeniden girme başvurusunu reddetti. Bu karar, küçük ama üretken kuruluşa yönelik düzenleyici baskının en son işareti olarak değerlendiriliyor.
Egan-Jones'un Başvurusu ve SEC'in Gerekçesi
Egan-Jones Ratings Co., uzun süredir yalnızca kurumsal kredi derecelendirmesi alanında faaliyet gösteren, sektörün önde gelen bağımsız derecelendirme kuruluşlarından biri. Şirket, 2023 yılında SEC'e yaptığı başvuruyla, devlet tahvilleri ve mortgage destekli menkul kıymetler gibi varlığa dayalı ürünlerde de derecelendirme hizmeti vermek istediğini bildirmişti. Ancak SEC, başvuruyu değerlendirdikten sonra, şirketin bu alanlarda yeterli kurumsal kapasiteye ve uyum altyapısına sahip olmadığı gerekçesiyle talebi reddetti.
SEC'in kararı, Egan-Jones'un mali piyasalardaki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Şirket, 2012 yılında, konut kredisi piyasasındaki değerlendirmeleri nedeniyle SEC ile uzun süren bir hukuki mücadele yaşamıştı. O dönemde SEC, Egan-Jones'un derecelendirme metodolojisinin yeterince şeffaf olmadığını ve çıkar çatışması riskleri taşıdığını öne sürmüştü. Şirket ise bu suçlamaları reddederek, bağımsız derecelendirme kuruluşlarının büyük oyuncular olan Moody's ve S&P Global'e karşı rekabet edebilmesi gerektiğini savunmuştu.
Uzmanlar, SEC'in bu kararının, derecelendirme sektöründeki rekabeti artırma çabalarıyla çeliştiğini belirtiyor. Özellikle 2008 mali krizinin ardından, büyük derecelendirme kuruluşlarının riskli ürünlere yüksek notlar vererek krizi tetiklediği eleştirileri, sektörde reform taleplerini gündeme getirmişti. Bu bağlamda, yeni oyuncuların pazara girmesinin rekabeti artırabileceği ve not kalitesini iyileştirebileceği düşünülüyor.
Küresel Derecelendirme Piyasası ve Düzenleyici Dengeler
Kredi derecelendirme piyasası, dünya genelinde büyük ölçüde üç büyük kuruluşun (Moody's, S&P Global ve Fitch Ratings) hakimiyeti altında. Bu üçlü, küresel derecelendirme gelirlerinin yaklaşık %95'ini elinde bulunduruyor. Egan-Jones gibi bağımsız kuruluşların pazar payı oldukça sınırlı. Ancak bu kuruluşların varlığı, özellikle kurumsal kredi derecelendirmesinde farklı bakış açıları sunarak piyasa disiplinine katkı sağlıyor.
SEC'in Egan-Jones kararı, düzenleyicilerin derecelendirme kuruluşlarının faaliyet alanlarını genişletme taleplerine karşı temkinli yaklaştığını gösteriyor. Düzenleyiciler, derecelendirme kuruluşlarının not kalitesini düşürmeden ve çıkar çatışmalarına yol açmadan faaliyet göstermelerini sağlamak amacıyla sıkı denetim mekanizmaları uyguluyor. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli derecelendirme kuruluşlarının büyüme çabalarını zorlaştırıyor.
Karar aynı zamanda, küresel derecelendirme piyasasında düzenleyici yaklaşımların farklılaştığı bir dönemde alındı. Avrupa Birliği, derecelendirme kuruluşlarının sorumluluğunu artırmayı hedefleyen yeni düzenlemeler üzerinde çalışırken, Asya'da ise Çin ve Japonya gibi ülkelerin kendi derecelendirme kuruluşlarını güçlendirme çabaları dikkat çekiyor. ABD'de ise SEC'in bu kararı, düzenleyici çerçevenin esnekliğine ilişkin soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kredi derecelendirme piyasasında uluslararası kuruluşların notlarına sıkça maruz kalan bir ülke. Egan-Jones'un devlet borçlanma araçları alanına girememesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin derecelendirme notlarına alternatif bir görüş sunma potansiyelini azaltıyor. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası piyasalarda borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyen derecelendirme notlarının daha da tekelleşmesine yol açabilir. Türk yetkililer, kendi derecelendirme kuruluşlarını güçlendirme çabalarını sürdürürken, bu tür düzenleyici kararların küresel ölçekte rekabeti kısıtlayıcı etkisini yakından izlemeli ve alternatif değerlendirme altyapılarını desteklemelidir.