Ocak ayında, 66 yaşında Robson Henry hayatını kaybetti. Büyük olasılıkla Henry'yi hiç duymadınız. Ünlü, zengin ya da güçlü biri değildi. Birçok yönden Henry, 18 yaşında ABD Ordusu'na katılarak hizmet etmeyi seçen binlerce genç erkek ve kadından farklı değildi. Ne de onun ölümünün, ABD'nin Pasifik Adaları'ndaki eski askerlere verdiği sözleri tutmadaki başarısızlığının trajik bir hatırlatıcısı olması gerçeği onu farklı kılıyor. Henry, Amerikan Samoası'nda yaşayan bir ABD gazisiydi ve burada yaşayanlar, ABD vatandaşı olmadıkları için askerlik hizmetleri sırasında verdikleri sözlerin gerektirdiği haklardan yoksun kalıyor.
Robson Henry'nin Hikayesi ve Pasifik Adalı Gazilerin Sorunları
Robson Henry, Amerikan Samoası'nda doğup büyümüş, 18 yaşında ABD Ordusu'na katılmış ve ülkesine hizmet etmiştir. Ancak, Amerikan Samoası'nın ABD'ye bağlı ancak vatandaşlık statüsü olmayan bir bölge olması nedeniyle, Henry gibi Pasifik Adalı gaziler, emeklilik maaşı, sağlık hizmetleri ve askeri hastanelerde tedavi görme gibi birçok haktan yararlanamamaktadır. Bu durum, ABD'nin bu gazilere verdiği sözlerin ihlali olarak görülmekte ve özellikle Vietnam Savaşı'ndan bu yana devam eden bir mağduriyet yaratmaktadır.
Henry'nin ölümü, Amerikan Samoası ve diğer Pasifik adalarındaki binlerce gazi için mücadele eden aktivistlerin sesini yükseltmesine neden oldu. Onlara göre, bu gaziler ABD için savaştı, ancak ABD onları görmezden geliyor. 2018 yılında, Amerikan Samoası Yüksek Mahkemesi, bu gazilerin vatandaşlık haklarını savunan bir karar almış, ancak federal hükümet bu kararı temyiz etmişti. Bu hukuki mücadele, Pasifik Adalı gazilerin haklarının tanınması açısından kritik bir öneme sahip.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD'nin Pasifik'teki Güvenilirliği
ABD'nin Pasifik Adalı gazilere yönelik bu tutumu, sadece adalet ve insan hakları açısından değil, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dinamikler açısından da sorun teşkil ediyor. ABD, Çin'in Pasifik'te artan etkisine karşı koymak için bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalışırken, bu tür mağduriyetler ABD'nin güvenilirliğini zedeliyor. Özellikle, Pasifik Adaları Forumu gibi bölgesel kuruluşlarda, ABD'nin bu gazilere yönelik tutumu eleştiriliyor ve bu durum, ABD'nin bölgedeki ittifaklarına zarar verebilecek bir kırılganlık yaratıyor.
Küresel ölçekte ise, bu konu, savaş gazilerine verilen sözlerin tutulması ve vatandaşlık haklarının evrenselliği gibi temel değerler açısından önemli bir test niteliği taşıyor. İnsan hakları örgütleri, ABD'nin bu tutumunu uluslararası hukuka aykırı buluyor ve ülkenin, dünya genelinde askeri müdahalelerde bulunarak demokrasi ve insan hakları iddiasında bulunurken, kendi vatandaşlarına (veya vatandaşı olmayan askerlerine) bu şekilde davranmasının çifte standart olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikası açısından dolaylı ancak önemli bir anlam taşıyor. ABD'nin müttefiklerine ve askeri personeline yönelik tutumu, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde güven unsuru açısından dikkate aldığı bir konudur. Türkiye, kendi gazi ve şehit ailelerine verdiği destekle bilinirken, ABD'nin bu alandaki eksiklikleri, uluslararası kamuoyunda ABD'nin güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Ayrıca, küresel güçlerin müttefiklerine karşı sorumluluklarını yerine getirmemesi, ittifak sistemlerinin geleceği açısından endişe verici bir örnek teşkil ediyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin kendi ittifak ilişkilerinde dürüstlük ve karşılıklı saygı ilkesini vurgulaması, bu tür mağduriyetlerin tekrarlanmaması açısından önemlidir.