ABD ordusunun artan küresel tehditler karşısında uzun süreli çatışmalara dayanma kapasitesi tartışılıyor. Son dönemdeki analizler, ABD'nin askeri gücünün sürdürülebilirliğinin sorgulandığı bir dönemde, "yıpratma tuzağı" kavramını öne çıkarıyor. Bu kavram, ABD'nin bir yandan Ukrayna'ya destek verirken diğer yandan Tayvan ve İsrail gibi bölgelerde artan gerilimlerle aynı anda başa çıkma zorluğunu ifade ediyor. ABD savunma yetkilileri, ordunun mühimmat stoklarının ve lojistik altyapısının çok cepheli bir çatışma için yeterli olmadığını kabul ediyor.
Arka Plan: Çok Cepheli Baskı ve Kaynak Yetersizliği
ABD'nin askeri angajmanları son yıllarda hızla genişledi. Ukrayna'ya sağlanan askeri yardım 2022'den bu yana 44 milyar doları aştı; İsrail'e yapılan yardımlar ise yıllık 3,8 milyar dolar seviyesinde. Tayvan Boğazı'ndaki gerilim, Çin'in askeri modernizasyonu ve Kuzey Kore'nin füze denemeleri, ABD'nin Asya-Pasifik'teki taahhütlerini artırmasını gerektiriyor. Ancak ABD savunma sanayii, bu talepleri karşılamakta zorlanıyor. Örneğin, 155 mm topçu mermisi üretimi aylık 24.000'den 2025 hedefi olan 100.000'e çıkarılmaya çalışılıyor, ancak hâlâ yetersiz. Benzer şekilde, Patriot füze sistemleri ve HIMARS gibi kritik platformların üretim hızı düşük.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2024 Ulusal Savunma Stratejisi'nde "dayanıklılık" kavramını merkeze aldı. Ancak uzmanlar, bütçe kısıtlamaları ve siyasi irade eksikliğinin bu hedefi zora soktuğunu belirtiyor. Kongre'deki partizan çekişmeler, savunma bütçesinin zamanında onaylanmasını engelliyor. Ayrıca, ABD'nin askeri varlığı dünya genelinde 750'den fazla üste yayılmış durumda ve bu üslerin korunması ciddi kaynak gerektiriyor.
Tarihsel olarak, ABD ordusu kısa süreli, yoğun çatışmalar için tasarlanmıştı. Soğuk Savaş sonrası dönemde, Irak ve Afganistan gibi uzun süreli işgaller ordunun yıpranmasına yol açtı. Şimdi ise benzer bir yıpratma riski, farklı bir jeopolitik bağlamda yeniden ortaya çıkıyor. Çin ve Rusya gibi revizyonist güçler, ABD'yi birden fazla cephede meşgul ederek kaynaklarını tüketmeyi hedefliyor. Bu strateji, ABD'nin küresel liderliğini zayıflatmayı amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin yıpratma tuzağı, yalnızca askeri bir sorun değil; aynı zamanda ekonomik ve diplomatik sonuçlar doğuruyor. Savunma harcamalarının GSYİH'ya oranı %3,5'e yaklaşırken, altyapı ve sosyal programlara ayrılan bütçe baskı altında. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin güvenlik garantilerine güvenmekte tereddüt ediyor. Özellikle Tayvan ve Güney Kore, ABD'nin olası bir çatışmada yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağını sorguluyor.
Öte yandan, ABD'nin askeri üstünlüğü hâlâ tartışmasız. Ancak bu üstünlük, niceliksel değil niteliksel faktörlere dayanıyor: istihbarat, siber yetenekler ve hava gücü. Yine de uzun süreli bir çatışmada, mühimmat ve insan gücü gibi niceliksel faktörler belirleyici olabilir. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, topçu mühimmatının kritik önemini gösterdi. ABD, bu dersleri almakta gecikiyor.
Çin, ABD'nin yıpratma tuzağından faydalanarak kendi bölgesel hedeflerini ilerletebilir. Örneğin, Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını artırabilir veya Tayvan'a yönelik baskıyı yoğunlaştırabilir. Benzer şekilde, Rusya, Avrupa'daki enerji kozunu kullanarak NATO'yu zayıflatmaya çalışabilir. Bu senaryoda, ABD'nin aynı anda birden fazla cephede savaşması gerekecek ve bu da yıpratma riskini artıracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin yıpratma tuzağı, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip ve ABD'nin stratejik ortağı. Ancak ABD'nin kaynaklarının çok cepheli taleplerle tükenmesi, Türkiye'nin güvenlik garantilerine olan güvenini sarsabilir. Özellikle Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını korumak için ABD desteğine ihtiyaç duyan Türkiye, bu desteğin azalması durumunda kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelebilir. Ayrıca, ABD'nin Asya'ya odaklanması, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü artırabilir. Türkiye, bu belirsizlik ortamında çok yönlü diplomasi izleyerek hem Batı hem de Rusya ile dengeli ilişkiler kurmalı.