ABD Ordusu, geleceğin uzun menzilli hassas füze sistemi olarak görülen Hassas Ateşleme Füzesi (PrSM) programı kapsamında beş savunma şirketiyle anlaşma imzaladı. Salı günü duyurulan anlaşmalar, Anduril, Castelion, Lockheed Martin, Mach Industries ve RTX ile yapıldı. Program, mevcut M270 ve HIMARS platformlarından ateşlenebilecek, 500 kilometrenin üzerinde menzile sahip yeni nesil füze prototipleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu hamle, ABD'nin özellikle Pasifik'te artan tehdit algısına karşı ateş gücünü modernize etme çabasının son adımı olarak değerlendiriliyor.
Programın Arka Planı ve Stratejik Önemi
PrSM programı, ABD Ordusu'nun 2023'ten bu yana yürüttüğü ve mevcut MGM-140 ATACMS füzelerinin yerini alması planlanan bir girişim. İlk aşamada Lockheed Martin tek başına yüklenici seçilmişti; ancak artan maliyetler ve teknolojik riskler nedeniyle ordu, 2024'te rekabeti artırarak yeni oyuncuları dahil etme kararı aldı. Beş şirkete verilen görev, katı yakıtlı motor, gelişmiş güdüm ve yeni savaş başlığı teknolojilerini içeren prototiplerin 2026'ya kadar test edilmesini kapsıyor. Programın toplam bütçesinin önümüzdeki beş yılda 5 milyar doları aşması bekleniyor.
Anduril ve Mach Industries gibi görece yeni şirketlerin seçilmesi, ABD savunma sanayisinde geleneksel yüklenicilerin hakimiyetinin kırılmaya başladığını gösteriyor. Castelion ise hipersonik füzelerde kullanılabilecek scramjet motorları üzerinde çalışıyor. RTX (eski Raytheon) ve Lockheed Martin, mevcut altyapıları ve üretim kapasiteleriyle programın bel kemiğini oluşturacak. Ordu yetkilileri, bu çoklu yüklenici modelinin maliyetleri düşürürken inovasyonu hızlandıracağını belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
PrSM'nin en önemli özelliği, mevcut topçu sistemlerinden atılabilmesi ve 500+ km menzile ulaşması. Bu, ABD'nin Avrupa ve Hint-Pasifik'teki müttefiklerine de satılabilecek bir sistem. Özellikle Çin'in DF-21 ve DF-26 balistik füzelerine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Programın başarısı, NATO'nun doğu kanadında konuşlu çok uluslu taburların ateş gücünü de artıracak. Ayrıca Ukrayna savaşında HIMARS'ın etkinliği, uzun menzilli hassas ateşin önemini kanıtladı; PrSM bu deneyimin bir ürünü.
Öte yandan, ABD'nin bu tür sistemleri müttefiklerine satması, küresel silah pazarında rekabeti kızıştıracak. Lockheed Martin'in Avrupa'daki üretim tesisleri, olası bir Avrupa müşterisi için lojistik avantaj sağlayabilir. Programın başarısı, aynı zamanda ABD'nin caydırıcılık stratejisinin bir parçası olarak NATO'nun güneydoğu kanadında da yankı bulacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda kendi uzun menzilli füze programlarını hızlandırdı; özellikle Roketsan'ın geliştirdiği ATMACA ve SOM gibi sistemler bölgesel dengeleri etkiliyor. ABD'nin PrSM programı, Türkiye'nin yerli projeleri için hem bir benchmark hem de olası bir işbirliği kapısı olabilir. Türkiye, F-35 krizinin ardından Batı ile savunma ilişkilerini onarmaya çalışırken, PrSM gibi sistemlere ortak üretim veya tedarik yoluyla erişim, ittifak içindeki konumunu güçlendirebilir. Ancak ABD'nin özellikle Yunanistan'a benzer sistemleri satma olasılığı, Ege'deki dengeleri sarsabilir. Bu nedenle Türkiye'nin hem yerli kapasitesini artırması hem de NATO içindeki teknoloji paylaşım mekanizmalarında aktif rol alması kritik.