WASHINGTON (AA) - ABD ordusu, Salı günü Doğu Pasifik'te bir gemiye düzenlenen saldırıda beş kişinin öldüğünü duyurdu. Washington yönetimi, söz konusu saldırının 'narko-terörist' olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik bir dizi operasyonun son halkası olduğunu belirtirken, insan hakları uzmanları bu tür eylemleri 'yargısız infaz' olarak nitelendirerek eleştiriyor. Olayın tam yeri ve geminin kimliği henüz açıklanmadı.
Operasyonun arka planı ve resmi açıklamalar
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yapılan kısa açıklamada, saldırının 'uluslararası sularda' gerçekleştirildiği ve beş kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi. Açıklamada, geminin uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığına dair istihbarat bilgisi bulunduğu öne sürüldü. Ancak yetkililer, geminin bayrağı, mürettebatın uyruğu veya taşıdığı iddia edilen madde miktarı hakkında ayrıntı vermedi.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Latin Amerika'dan ABD'ye uzanan uyuşturucu rotalarına yönelik askeri müdahaleleri artırmış durumda. Beyaz Saray, bu operasyonları 'narko-terörizmle mücadele' kapsamında meşru müdafaa olarak sunuyor. Ancak Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk uzmanları, uluslararası sularda yargı süreci olmaksızın kişilerin öldürülmesinin evrensel hukuk normlarına aykırı olduğunu savunuyor.
İnsan hakları örgütlerinden tepki
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, ABD'nin son yıllarda artan deniz operasyonlarını 'yargısız infaz' olarak kınıyor. Örgütler, bu tür saldırıların hesap verebilirlikten yoksun olduğunu ve masum sivillerin ölümüne yol açabileceğini belirtiyor. Geçtiğimiz aylarda benzer bir operasyonda ölenlerin aileleri, ABD hükümetine karşı hukuki yollara başvurmuştu.
Pentagon yetkilileri ise her operasyonun istihbarat temelli olduğunu ve sivil kayıpları en aza indirmek için 'gerekli özenin' gösterildiğini savunuyor. Ancak bağımsız gözlemciler, olayların bağımsız soruşturmalara tabi tutulmadığını ve şeffaflığın eksik olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Doğu Pasifik, Kolombiya, Meksika ve Orta Amerika'dan çıkan uyuşturucunun ABD'ye ulaşmadan önceki son geçiş noktalarından biri. ABDDonanması ve Sahil Güvenlik birimleri, bu bölgede düzenli olarak uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele operasyonları düzenliyor. Son saldırı, bölgedeki askeri varlığın arttığı bir dönemde gerçekleşti.
Latin Amerika ülkeleri, ABD'nin tek taraflı müdahalelerinden duydukları rahatsızlığı sık sık dile getiriyor. Meksika ve Kolombiya hükümetleri, egemenliklerine saygı gösterilmesi çağrısında bulunurken, bazı ülkeler ABD ile işbirliğini sürdürüyor. Uluslararası hukuk açısından ise bu tür operasyonlar, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde tartışmalı bir alan oluşturuyor.
Uzmanlar, ABD'nin uyuşturucuyla mücadelede askeri yöntemlere ağırlık vermesinin bölgede istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor. Alternatif olarak, talep azaltma, kalkınma yardımları ve adli işbirliği gibi sivil önlemlerin daha etkili olabileceği savunuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Doğu Pasifik'teki askeri operasyonları, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel güvenlik ve uluslararası hukuk açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede sınır ötesi operasyonlar düzenliyor ve bu tür eylemlerin meşruiyeti konusunda hassasiyet gösteriyor. ABD'nin 'yargısız infaz' olarak nitelendirilen yöntemleri, uluslararası normların erozyona uğramasına yol açarak benzer uygulamaların diğer ülkeler tarafından da benimsenmesine zemin hazırlayabilir. Bu durum, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güvenlik dengelerini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Latin Amerika'daki askeri varlığı, küresel kaynakların dağılımını ve NATO içindeki stratejik öncelikleri değiştirebilir; Türkiye'nin ittifak içindeki konumu açısından bu tür gelişmelerin izlenmesi gerekiyor.