ABD Ordusu Pasifik Komutanlığı (USARPAC), Çin'in gelişmiş alan inkar (A2/AD) stratejisine karşı koymak amacıyla yeni bir komuta yapısı oluşturdu. Bu yapı, Stryker zırhlı araç tugayları, uzun menzilli füze sistemleri, insansız deniz araçları ve saldırı drone'larını entegre ederek düşmanın savunma ağlarını aşmayı hedefliyor. Yeni komutanlık, 7. Piyade Tümeni'ne bağlı Stryker Tugay Muharebe Timleri ile Çok Alanlı Görev Gücü'nün (MDTF) uzun menzilli ateş gücünü birleştiriyor. Bu adım, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki caydırıcılık kapasitesini artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Yeni Komutanlığın Görev ve Kapsamı
Yeni oluşturulan komutanlık, ABD Ordusu'nun Pasifik'teki kara kuvvetlerinin modernizasyonu ve operasyonel esnekliğini artırmayı amaçlıyor. 7. Piyade Tümeni'ne bağlı Stryker Tugay Muharebe Timleri (SBCT'ler), hızlı konuşlandırılabilir ve orta ağırlıktaki zırhlı araçlarıyla dikkat çekiyor. Bu birlikler, Stryker araçlarının modüler yapısı sayesinde farklı görev senaryolarına uygun şekilde donatılabiliyor. Komutanlık, ayrıca ABD Ordusu'nun Çok Alanlı Görev Gücü (MDTF) tarafından işletilen uzun menzilli hipersonik füzeler, orta menzilli füzeler ve kara konuşlu gemi savar füzeleri gibi yeni nesil silah sistemlerini de bünyesine katacak. Bu sistemler arasında, 1.800 kilometre menzile sahip Kara Konuşlu Gemi Savar Füzesi (LBASM) ve 2.500 kilometreyi aşan Uzun Menzilli Hipersonik Silah (LRHW) bulunuyor.
Deniz unsurları arasında ise insansız deniz araçları önemli bir yer tutuyor. Özellikle, lojistik destek, keşif ve saldırı görevlerinde kullanılacak olan insansız gemiler, mürettebatlı gemilere kıyasla daha düşük maliyet ve daha az risk sunuyor. Bunun yanı sıra, kamikaze drone'ları olarak da bilinen saldırı drone'ları, düşman hava savunma sistemlerini hedef alacak şekilde entegre ediliyor. ABD Ordusu, bu drone'ları özellikle Çin'in Hava Kuvvetleri'ne ait hava savunma sistemlerini baskı altına almak için kullanmayı planlıyor. Komutanlık, aynı zamanda siber savaş ve elektronik harp birimlerini de kapsayacak şekilde genişletilecek.
ABD Ordusu yetkilileri, bu yapının bölgedeki müttefiklerle işbirliğini kolaylaştıracağını ve ortak operasyonlarda etkinliği artıracağını belirtiyor. Özellikle Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi Pasifik müttefikleriyle entegrasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor. Yeni komutanlık, ayrıca ABD Deniz Piyadeleri ve Donanması ile ortak tatbikatlar düzenleyerek çok uluslu operasyon kapasitesini artırmayı amaçlıyor.
Çin'in Alan İnkar Stratejisi ve Bölgesel Etkiler
Çin, özellikle Güney Çin Denizi'nde ve Tayvan çevresinde geliştirdiği alan inkar (A2/AD) stratejisiyle, ABD ve müttefiklerinin bölgeye müdahalesini zorlaştırmayı hedefliyor. Bu strateji, kıyı savunma füzeleri, Karadan Havaya Füzeler (SAM) ve gemisavar füzeleri, deniz mayınları ve siber saldırı yeteneklerini içeriyor. Çin'in bu sistemleri, özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki hayali ada üslerinde yoğunlaşıyor. ABD'nin yeni komutanlığı, bu ağları aşmak ve bölgede hareket serbestisi sağlamak için geliştirilen bir dizi yeni yeteneği bir araya getiriyor. Uzmanlar, bu tür bir yapının başarılı olması halinde, ABD'nin bölgedeki caydırıcılık gücünü önemli ölçüde artırabileceğini, ancak aynı zamanda ABD-Çin arasında silahlanma yarışını tetikleyebileceğini vurguluyor.
Bölgesel müttefikler arasında bu yeni komutanlığa farklı tepkiler var. Japonya ve Avustralya, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının artırılmasından memnuniyet duyarken, Güney Kore daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Çin ise bu gelişmeyi "bölgede istikrarsızlık yaratan bir adım" olarak nitelendiriyor. Pekin yönetimi, ABD'nin bölgesel ittifakları güçlendirme çabalarını "Soğuk Savaş zihniyeti" olarak eleştiriyor ve karşı önlemler almaya devam edeceğini belirtiyor. Çinli askeri uzmanlar, özellikle hipersonik silahlar ve drone teknolojileri konusunda kendi yeteneklerini geliştirmek için yoğun çaba harcıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Pasifik'teki bu askeri yapılanması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel güç dengeleri açısından önemli ipuçları barındırıyor. ABD ve Çin arasındaki teknolojik ve askeri rekabetin derinleşmesi, Türkiye'nin savunma sanayiinde bağımsızlaşma çabalarını ve NATO içindeki konumunu etkileyebilir. Özellikle insansız sistemler ve uzun menzilli füze teknolojilerindeki gelişmeler, Türkiye'nin kendi savunma projelerinde (SİHA, uzun menzilli hava savunma sistemleri) referans alabileceği modeller sunuyor. Öte yandan, ABD'nin Pasifik'e odaklanması, Avrupa ve Ortadoğu'da daha az kaynak ayrılmasına yol açabilir ve bu da Türkiye'nin bulunduğu bölgelerde güvenlik açıkları yaratabilir. Türkiye, bu yeni dengede kendi çıkarlarını korumak için hem NATO müttefikleriyle hem de bölgesel aktörlerle ilişkilerini dikkatle yönetmek durumundadır.