Küba biyoteknoloji stratejisinin mimarlarından ve ülkenin önde gelen nörobilimcilerinden Mitchell Valdes-Sosa, Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin Küba’ya yönelik politikasının sistematik olarak adaya giren her türlü gelir kaynağını kesmek olduğunu belirtti. Valdes-Sosa, ABD yaptırımlarının Küba’nın sağlık ve biyoteknoloji sektörlerini gelir, tedarik ve enerji açısından felç ettiğini vurgularken, kıtlık ve sağlık göstergelerindeki bozulmaya rağmen Küba’nın temel araştırmalara öncelik vermeye ve uluslararası işbirliklerini genişletmeye devam ettiğini ifade etti.
Yaptırımların sağlık sektörüne etkisi
ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ambargo, 1962 yılından bu yana aralıksız sürüyor. Son yıllarda özellikle Trump yönetimi döneminde sıkılaştırılan yaptırımlar, Küba’nın döviz gelirlerini, ilaç ve tıbbi malzeme ithalatını ciddi şekilde kısıtlıyor. Valdes-Sosa, yaptırımların sadece doğrudan ticareti değil, üçüncü ülkeler üzerinden yapılan finansal işlemleri de hedef aldığını, bunun da Küba’nın uluslararası pazarlara erişimini neredeyse imkânsız hale getirdiğini söylüyor.
Küba, biyoteknoloji alanında önemli başarılara imza atmış bir ülke. Özellikle aşı geliştirme çalışmaları, COVID-19 pandemisi sırasında dünya çapında dikkat çekti. Ancak yaptırımlar, bu başarıların sürdürülmesini zorlaştırıyor. Küba’nın ilaç ve aşı üretiminde kullandığı hammaddelerin büyük bir kısmı yurt dışından temin ediliyor; ambargo nedeniyle bu tedarik zincirleri sürekli kesintiye uğruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin Küba’ya yönelik politikaları, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde geniş yankı buluyor. Birçok ülke, ambargonun kaldırılması için uluslararası platformlarda çağrı yapıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda her yıl yapılan oylamada, ambargonun kaldırılması yönünde ezici çoğunluk sağlanıyor; ancak ABD bu kararları dikkate almıyor.
Küba, sağlık alanındaki uzmanlığını diğer gelişmekte olan ülkelere de aktarmaya çalışıyor. Özellikle Afrika ve Asya’da birçok ülkeye doktor ve sağlık çalışanı gönderen Küba, bu yolla hem diplomatik etkisini artırıyor hem de mütevazı bir gelir elde ediyor. Ancak yaptırımlar, bu tür işbirliklerinin önünde de engel oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba’ya yönelik ABD yaptırımlarının Türkiye’ye doğrudan bir yansıması olmasa da, bu durum uluslararası ticaret ve yaptırım rejimlerinin Türkiye’nin dış ticaret politikaları açısından önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, ABD yaptırımlarına tabi ülkelerle ticaret yaparken benzer risklerle karşılaşabiliyor (örneğin İran). Ayrıca Küba’nın biyoteknoloji alanındaki tecrübesi, Türkiye’nin ilaç ve aşı geliştirme çabaları için potansiyel bir işbirliği alanı sunuyor. Türkiye’nin Latin Amerika’ya yönelik açılım politikası kapsamında Küba ile ilişkilerini geliştirmesi, bölgesel nüfuzunu artırabilir.