ABD'de on yıllardır süregelen ve İsrail'e verilen desteğin temel taşı olan iki partili mutabakat, son aylarda yaşanan gelişmelerle birlikte ciddi bir çatırdama yaşıyor. Özellikle Demokrat Parti içinde İsrail yönetiminin Filistin politikalarına yönelik artan eleştiriler, bu mutabakatın sorgulanmasına yol açtı. Demokrat Parti'nin kurumsal yapısı, parti tabanından gelen baskılara daha fazla dayanamaz hale geldi ve İsrail konusundaki geleneksel duruşunda ilk kez belirgin bir değişim sinyali verdi.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İsrail'e yönelik politikası, 1948'den bu yana her iki büyük partinin de üzerinde uzlaştığı bir konu olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda, özellikle 2021'deki Gazze saldırıları ve ardından gelen insani kriz, Amerikan kamuoyunda İsrail'e verilen koşulsuz desteğin sorgulanmasına neden oldu. Demokrat Parti'nin ilerici kanadı, İsrail işgaline ve yerleşim politikalarına karşı daha sert bir tutum alınmasını savunurken, bu durum parti içinde bir ayrışmaya yol açtı.
Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki bazı Demokrat milletvekilleri, İsrail'e yapılan askeri yardımın insan hakları ihlallerinde kullanılmasını engelleyecek koşullar eklenmesi yönünde yasa teklifleri sunarken, Başkan Joe Biden yönetimi de İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine karşı daha açık bir eleştiri yöneltmeye başladı. Bu adımlar, geleneksel ABD politikasında bir kırılmayı işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İsrail konusundaki bu tutum değişikliği, Ortadoğu'da dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Filistin yönetimi, bu gelişmeyi uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskısını artıracak bir fırsat olarak görürken, İsrail hükümeti ise Washington'un desteğinin zayıflamasından endişe duyuyor. Öte yandan, ABD'nin İran'la nükleer müzakerelerde ve Suudi Arabistan'la normalleşme sürecinde elini güçlendirecek bir adım olabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi diğer uluslararası aktörler, ABD'nin bu yeni yaklaşımını memnuniyetle karşılarken, Rusya ve Çin gibi ülkeler ise ABD'nin bölgedeki nüfuzunun azalmasına yol açabileceğini hesap ediyor. Küresel ölçekte, ABD-İsrail ilişkilerindeki bu dönüşüm, Ortadoğu'da barış sürecine yeni bir ivme kazandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda İsrail'le ilişkilerini normalleştirme çabası içinde olmakla birlikte, Filistin davasına verdiği desteği de sürdürüyor. ABD'nin İsrail konusundaki siyasi duruşundaki bu değişim, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını genişletebilir. Türk dış politikası, ABD'nin Filistin meselesine daha dengeli yaklaşmasını olumlu karşılarken, bu gelişmenin Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve güvenlik mimarisine yansımalarını yakından izleyecektir. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasının çözümünde ABD'nin daha yapıcı bir rol oynaması, Türkiye'nin arabuluculuk vizyonuyla örtüşmektedir.