ABD yönetimi, İran'a yönelik "ekonomik D-Day" benzetmesiyle anılan en sert yaptırım dalgasını devreye sokmaya hazırlanırken, bu hamlenin Çin ile devam eden yumuşama sürecini tehlikeye atabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre, Tahran'a uygulanacak maksimum ekonomik baskı, Pekin'in tepkisini çekerek Trump yönetiminin ticaret ateşkesi hedeflerini baltalayabilir.
Ekonomik Baskının Boyutları ve Beklentiler
Beyaz Saray, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşılık olarak yaptırım çarkını bir kademe daha sıkılaştırmayı planlıyor. İran petrol ihracatını tamamen durdurmayı hedefleyen bu yeni dalga, İran'ı ekonomik çöküşün eşiğine getirmeyi amaçlıyor. Ancak bu stratejinin en kritik muhatabı yalnızca İran değil; aynı zamanda İran'ın en büyük petrol alıcısı konumundaki Çin.
Çin, İran'dan günlük ortalama 1,5 milyon varil ham petrol ithal ediyor ve bu ticaret, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın temel taşlarından birini oluşturuyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması, doğrudan Çin'in enerji güvenliğini tehdit eden bir hamle olarak görülüyor. Pekin yönetimi, daha önce de ABD yaptırımlarına rağmen İran'dan petrol alımını sürdürmüş ve bu konuda Washington ile karşı karşıya gelmekten çekinmemişti.
Diplomatik kaynaklar, Trump yönetiminin bu hamleyle Çin'i köşeye sıkıştırmayı umduğunu, ancak bunun iki süper güç arasındaki kırılgan ticaret ateşkesini bozma riski taşıdığını ifade ediyor. Zira Washington, son aylarda Pekin ile ticaret savaşını yatıştırmak ve karşılıklı tarifeleri azaltmak için yoğun çaba harcıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'a yönelik baskı politikası yalnızca Çin ile ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengesini de etkileyecek. Tahran'ın ekonomik olarak köşeye sıkışması, bölgedeki vekalet savaşlarında daha agresif davranmasına yol açabilir. İran'ın Yemen'deki Husilere, Lübnan'daki Hizbullah'a ve Suriye'deki rejime desteği, ekonomik baskının artmasıyla farklı bir boyut kazanabilir.
ABD'nin bu politikası, aynı zamanda Avrupa Birliği ile de yeni bir gerilim kaynağı oluşturuyor. Avrupalılar, İran nükleer anlaşmasına bağlılıklarını sürdürürken, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı çıkıyor. Özellikle INSTEX mekanizması gibi AB'nin geliştirdiği ödeme sistemleri, ABD yaptırımlarını aşmak için oluşturulmuş ancak şimdiye kadar sınırlı bir etki yaratabildi.
Uzmanlar, ekonomik D-Day'in küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açabileceği konusunda uyarıyor. İran'ın 1,5 milyon varillik günlük ihracatının piyasadan çekilmesi, petrol fiyatlarını ciddi şekilde yukarı çekebilir. Bu da dünya ekonomisi için yeni bir enflasyonist baskı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme. Türkiye, enerji ithalatında İran'a bağımlı olmasa da, komşusu İran'daki ekonomik istikrarsızlık sınır güvenliğini ve bölgesel dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, ABD yaptırımları Türk şirketlerini de hedef alabilir; daha önce İran ile ticaret yapan bazı Türk firmaları yaptırım listelerine girmişti. Ankara, İran'a yönelik yaptırımlara katılmayı reddederken, Washington ile ilişkilerinde bu konu zaman zaman gerginlik yaratıyor. Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşusuyla ticari ilişkileri açısından, bu yeni yaptırım dalgasının sonuçlarını yakından takip etmesi gerekiyor.