ABD ordusunun geçen yıl düzenlediği dramatik bir operasyonla ele geçirdiği, yaptırım uygulanan Venezuelalı üç petrol tankerinden ikisi, Dubai merkezli bir gemi geri dönüşüm şirketine hurda olarak satıldı. Satışın, uluslararası yaptırımların ve deniz ticareti üzerindeki baskıların giderek arttığı bir dönemde gerçekleşmesi, bölgedeki jeopolitik dengeler açısından da önem taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Söz konusu tankerler, İran'dan Venezuela'ya ham petrol taşıdığı iddiasıyla Ağustos 2020'de ABD'nin gizli bir operasyonuyla ele geçirilmişti. Operation Blowfish adı verilen bu operasyon kapsamında, uluslararası sularda seyreden tankerlere el konulmuş, ardından gemiler ve yükleri ABD'ye çıkarılmıştı. O dönemde ABD Adalet Bakanlığı, bu gemilerin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) bağlı olduğunu ve Venezuela'ya petrol sevkiyatı yaparak ABD yaptırımlarını ihlal ettiğini açıklamıştı.
Ele geçirilen dört tankerden üçü daha sonra ABD'ye götürülmüştü. Bunlardan ikisi olan 'Amphion' ve 'Nomad' adlı gemilerin, geçtiğimiz ay Dubai merkezli Global Marketing Systems (GMS) adlı gemi geri dönüşüm firmasına satıldığı öğrenildi. Şirket, iki gemiyi de satın aldığını doğrularken, satış bedeli hakkında bilgi vermedi. GMS, dünyanın önde gelen gemi söküm şirketlerinden biri olarak biliniyor.
Bu satış, ABD'nin el koyduğu gemilerin akıbeti hakkında soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Zira gemilerin mülkiyeti ve satışı sürecinde uluslararası hukukun yanı sıra, Venezuela ve İran'ın tepkileri de önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Venezuela hükümeti, gemilere el konulmasını 'uluslararası hukuka aykırı' olarak nitelendirirken, İran da benzer bir tutum sergilemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu satış, ABD'nin İran ve Venezuela'ya yönelik yaptırım politikalarının devam ettiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. ABD yönetimi, İran'dan Venezuela'ya petrol sevkiyatını engellemek için denizlerde aktif bir operasyon yürütüyor. Bu bağlamda, el konulan gemilerin satılması, ABD'nin bu tür eylemlerinin maliyetini azaltma ve lojistik sorunları çözme amacı taşıyabilir.
Öte yandan, gemilerin hurdaya satılması, bölgedeki tansiyonun daha da artmasına neden olabilir. Venezuela ve İran, bu tür adımlara misilleme yapabileceklerinin sinyalini daha önce vermişti. Özellikle Venezuela'nın zor durumdaki petrol endüstrisi, bu tür kayıpları telafi etmekte güçlük çekebilir. Ayrıca, bu olayın uluslararası deniz ticareti ve gemi taşımacılığı üzerindeki etkileri de yakından izleniyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, İran ve Venezuela arasındaki enerji iş birliğini baltalamaya yönelik bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor. İki ülke arasındaki petrol ticareti, ABD yaptırımlarından kaçınmak için çeşitli yöntemlere başvurulmasına rağmen sürüyor. Bu satış, iki ülkenin de deniz ticareti alanında yeni zorluklarla karşılaşabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, İran'dan doğal gaz ithalatı yapıyor ve iki ülke arasındaki enerji bağlantısı önemli. Ancak daha da önemlisi, Türkiye'nin İran ve Venezuela ile olan ticari ilişkileri, özellikle altın ve petrol alanında, ABD yaptırımları nedeniyle risk altında. Bu tür gemilere el konulması, Türk şirketlerinin de benzer yaptırımlarla karşılaşabileceği endişesini artırabilir. Ayrıca, deniz ticareti ve nakliye sektörü, bu tür olaylardan etkilenebilecek Küresel Güney ülkeleri arasında Türkiye'nin de bulunması, Ankara'nın uluslararası hukukun ve serbest ticaretin korunmasına yönelik tutumunu güçlendirebilir.