ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), New York, Connecticut ve Vermont eyaletlerinin, yasal statüsü olmayan göçmen öğrencilere eyalet içi (in-state) üniversite harcı ve mali yardım sağlamasını engellemek için federal dava açtı. Bakanlık, bu eyalet politikalarının federal yasalara aykırı olduğunu ve yasadışı göçü teşvik ettiğini savunuyor. Dava, göçmen hakları savunucuları ile eyalet yönetimleri arasında yeni bir hukuki mücadele başlattı.
Gelişmenin Arka Planı
New York, Connecticut ve Vermont, son yıllarda belgesiz göçmen öğrencilere eyalet içi harç oranlarından yararlanma hakkı tanıyan yasalar çıkarmıştı. Bu yasalar, bu öğrencilerin eyalette lise diploması almaları ve belirli koşulları sağlamaları halinde, diğer eyalet sakinleriyle aynı üniversite harçlarını ödemelerine olanak tanıyor. Ayrıca bazı eyaletler, bu öğrencilere devlet bursları ve mali yardım programlarından yararlanma imkânı da sunuyor. Washington, bu uygulamaların, göçmenlik statüsünü düzenleyen federal yasalarla çeliştiğini ve bu alanda tek yetkili makamın federal hükümet olduğunu ileri sürüyor.
DOJ'un açtığı dava, özellikle 1996 tarihli Yasadışı Göçmenlik Reformu ve Göçmen Sorumluluk Yasası'na (IIRIRA) dayandırılıyor. Bu yasanın 505. maddesi, eyaletlerin bir kişiye yasadışı statüsü nedeniyle yüksek öğrenim yardımı vermesini yasaklıyor. Federal hükümet, bu hükmün, belgesiz göçmenlere eyalet içi harç hakkı tanıyan eyalet yasalarını geçersiz kıldığını savunuyor. Ancak New York ve diğer eyaletler, kendi yasalarının yalnızca ikamet esasına dayandığını ve federal göçmenlik yasalarıyla çelişmediğini belirtiyor.
Dava, göçmenlik politikalarının eyaletler ile federal hükümet arasında sık sık yaşanan anlaşmazlıkların yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor. Özellikle New York, göçmen hakları konusunda en ilerici eyaletlerden biri olarak biliniyor. Eyalet yetkilileri, bu davayı 'siyasi bir saldırı' olarak nitelendirerek, belgesiz göçmen öğrencilerin eğitim hakkını savunacaklarını açıkladı. Connecticut Başsavcısı da benzer bir açıklama yaparak, 'Bu dava, öğrencilerimizin geleceğini tehlikeye atıyor ve hukuka aykırıdır' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde göçmen politikaları üzerinde yankı uyandırdı. Göçmenlerin eğitim hakkı, birçok ülkede tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Özellikle gelişmiş ülkeler, düzensiz göçle mücadele ederken, göçmen çocuklarının ve gençlerinin eğitime erişimi insan hakları örgütleri tarafından savunuluyor. Bu dava, uluslararası hukuk açısından da önemli bir emsal teşkil edebilir; çünkü eğitim hakkı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerde güvence altına alınmıştır.
ABD'de yaklaşık 11 milyon belgesiz göçmenin yaşadığı tahmin ediliyor. Bunların önemli bir kısmını, çocuk yaşta ülkeye getirilen ve 'Dreamers' olarak bilinen gençler oluşturuyor. Bu gençlerin büyük bir bölümü, yüksek öğrenime erişimde ciddi engellerle karşılaşıyor. Eyalet içi harç uygulamaları, bu engelleri azaltmada önemli bir rol oynuyordu. Federal dava, bu gençlerin eğitim hayallerini olumsuz etkileyebilir ve üniversite terk oranlarını artırabilir.
Uzmanlar, bu davayı, yönetimin göçmenlik politikasını sertleştirme yönündeki adımlarının bir parçası olarak yorumluyor. Seçim öncesinde göçmen karşıtı söylemlerin artması, bu tür davaların siyasi bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor. Öte yandan, eyaletlerin bu davaya karşı direnmesi, federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki çatışmasını daha da derinleştirebilir. Hukuki sürecin uzun sürmesi bekleniyor ve davanın sonucunun ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşınması olasılığı bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göçmen politikaları ve Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından dolaylı önem taşıyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda; bu nedenle göçmenlerin eğitim hakları, Türkiye'nin de gündeminde olan bir konu. ABD'deki bu dava, gelişmiş ülkelerin göçmenlere yönelik tutumlarına ilişkin bir gösterge; Türkiye'nin, AB ile imzaladığı göç anlaşması çerçevesinde, göçmenlerin entegrasyonu ve eğitimi konusundaki yaklaşımlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'de geçici koruma altındaki Suriyeli çocukların eğitim hakkı, zaman zaman uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor; bu dava, göçmen eğitimi konusundaki küresel tartışmalara ışık tutarak Türkiye'nin politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.