Avusturya'nın başkenti Viyana'da diplomatik kaynaklara göre ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya, Birleşmiş Milletler'in nükleer gözlemcisi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) 35 üyeli Yönetim Kurulu'nu, İran'ı nükleer programı nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'ne sevk eden bir karar tasarısını gelecek hafta oylamaya zorluyor. Bu adım, İran'ın nükleer dosyasının 20 yıl aradan sonra ilk kez BM Güvenlik Konseyi'ne taşınması anlamına geliyor. Söz konusu karar tasarısı, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası denetim ve işbirliği yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle hazırlandı.
Gelişmenin Arka Planı ve Diplomatik Süreç
IAEA Yönetim Kurulu, İran'ın nükleer faaliyetlerini düzenli olarak denetleyen ve üye ülkelere rapor eden bir organdır. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya (E3 olarak da bilinen Almanya, Fransa ve İngiltere ile birlikte), İran'ın IAEA ile yeterince işbirliği yapmadığını ve özellikle açıklanmayan nükleer materyaller ile tesislere ilişkin soruların yanıtsız kaldığını savunuyor. Batılı diplomatlar, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar çıkardığını ve bu seviyenin silah üretimi için gereken yüzde 90'a çok yakın olduğunu vurguluyor. Ayrıca İran'ın NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması) kapsamındaki yükümlülüklerini şeffaf biçimde yerine getirmediği iddia ediliyor.
Bu hamle, 2015 yılında imzalanan ve İran'ın nükleer programını sınırlandırmayı amaçlayan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) ardından gelen en sert diplomatik adım olarak değerlendiriliyor. ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ardından yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, İran'ın da anlaşma kapsamındaki taahhütlerini kademeli olarak askıya almasına yol açtı. İran, uranyum zenginleştirme oranını artırdı, santrifüj sayısını çoğalttı ve IAEA denetçilerinin bazı tesislere erişimini kısıtladı.
Diplomatik kaynaklara göre, karar tasarısı metni üzerinde pazarlıklar sürüyor. Bazı ülkeler, İran'ı BM Güvenlik Konseyi'ne sevk etmenin diplomatik gerilimi daha da tırmandıracağı ve Tahran'ın IAEA ile işbirliğini tamamen askıya almasına yol açabileceği endişesini taşıyor. Buna karşın ABD ve E3, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu kanıtlaması için son bir fırsat penceresi olarak bu kararı görüyor. Oylamanın gelecek hafta içinde yapılması bekleniyor; ancak Yönetim Kurulu'nda kararın geçmesi için gereken çoğunluğun sağlanıp sağlanamayacağı henüz net değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'nun en hassas güvenlik meselelerinden biri olmayı sürdürüyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını kırmızı çizgi olarak tanımlıyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer faaliyetlerini yakından izliyor; bu ülkeler, İran'ın nükleer eşiği aşması durumunda kendi nükleer programlarını başlatabileceklerini ima etmişti. Bu durum, bölgede bir nükleer yayılma zincirini tetikleyebilir.
Rusya ve Çin ise İran'a yönelik yeni bir BM Güvenlik Konseyi sürecine sıcak bakmıyor. Her iki ülke de 2015 anlaşmasının yeniden canlandırılmasından yana olduğunu açıklamış ve tek taraflı yaptırımlara karşı çıkmıştı. BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üye olan Rusya ve Çin'in, İran'a yönelik bir karar tasarısını veto etme veya en azından yumuşatma ihtimali bulunuyor. Bu nedenle ABD ve müttefiklerinin IAEA Yönetim Kurulu üzerinden bir karar çıkarma çabası, Güvenlik Konseyi'ndeki olası bir tıkanıklığı aşma stratejisi olarak da okunabilir.
Öte yandan, İran'ın son dönemde IAEA ile teknik düzeyde görüşmeleri sürdürdüğü ve bazı sorulara yanıt verdiği belirtiliyor. Ancak Batılı ülkeler, bu işbirliğinin yeterli olmadığı ve İran'ın açıklanmamış nükleer materyaller konusunda hâlâ tatmin edici bir açıklama yapmadığı görüşünde. IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, İran'ın nükleer programına ilişkin şeffaflık çağrılarını yinelemiş durumda.
Bu gelişme, küresel nükleer silahların yayılmasını önleme rejimi açısından kritik bir sınav niteliğinde. İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi, Tahran'a yönelik yeni yaptırımların ve diplomatik izolasyonun kapısını aralayabilir. Ancak aynı zamanda İran'ın NPT'den tamamen çekilmesi gibi radikal bir adıma yol açma riski de taşıyor. Bu senaryo, Orta Doğu'da tansiyonu daha da artırabilir ve bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olan ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir ülke olarak İran'ın nükleer programını yakından izliyor. Türkiye, nükleer silahların yayılmasını önleme ilkesini desteklemekle birlikte, İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlara ve askeri müdahale seçeneklerine karşı çıkmış, diplomatik çözümden yana tavır almıştı. İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi, Türkiye'nin bölgesel denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca İran'a uygulanacak yeni yaptırımlar, Türkiye'nin İran ile olan ticari ve enerji ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, muhtemelen diplomatik kanalları açık tutarak hem Batı ile hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışacaktır.