Cumhuriyetçi Parti'nin kontrolündeki bazı ABD eyaletleri, Haziran ayının LGBTQ+ topluluğu tarafından Onur Ayı olarak kutlanmasına tepki olarak, aynı ayı 'nükleer aile ayı' veya 'sadakat ayı' gibi muhafazakar temalarla yeniden adlandırma girişimlerini hızlandırdı. Alabama, Mississippi ve Arkansas gibi eyaletlerde valiler ve eyalet meclisleri, Haziran'ı geleneksel aile değerlerine adanmış bir dönem olarak ilan eden bildiriler yayımlıyor. Bu hamle, LGBTQ+ bireylere yönelik ayrımcı yasaların arttığı bir dönemde geliyor ve insan hakları örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
Gelişmenin arka planı
LGBTQ+ Onur Ayı, 1969'daki Stonewall ayaklanmalarının yıldönümünde başlayan ve dünya çapında eşcinsel, biseksüel, trans ve queer bireylerin hakları için farkındalık yaratan bir kutlama dönemidir. Ancak son yıllarda, özellikle 2020'deki George Floyd protestolarının ardından, muhafazakar hareketler LGBTQ+ haklarına karşı daha organize bir şekilde karşı çıkmaya başladı. Florida'da kabul edilen ve cinsel yönelim ile cinsiyet kimliği tartışmalarını sınıflarda yasaklayan 'Don't Say Gay' yasası, bu eğilimin en bilinen örneklerinden biri. Şimdi de eyaletler, Haziran ayını resmi olarak 'Nükleer Aile Ayı' (Nuclear Family Month) olarak ilan ederek, geleneksel aile yapısını vurgulamayı amaçlıyor. Bu bildiriler genellikle bağlayıcı olmasa da, sembolik olarak LGBTQ+ topluluğunu hedef alıyor. Alabama Valisi Kay Ivey, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Alabama'da aile değerlerini kutlamaktan gurur duyuyoruz' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu gelişme, küresel çapta LGBTQ+ hakları konusunda artan bir kutuplaşmanın yansıması olarak değerlendiriliyor. Avrupa'da Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde benzer muhafazakar politikalar yürürlüğe girerken, Orta Doğu ve Afrika'da eşcinselliğin yasallaştırılması yönündeki adımlar durma noktasına geldi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, LGBTQ+ bireylere yönelik ayrımcılığı kınarken, ABD'nin bu tür eyalet düzeyindeki girişimleri, uluslararası alanda ülkenin itibarını zedeliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 'Nükleer Aile Ayı' ilanlarını 'nefret söyleminin kurumsallaşması' olarak nitelendirdi. Bu durum, ABD'nin müttefikleriyle olan ilişkilerinde de gerilim yaratıyor; zira birçok Avrupa ülkesi, LGBTQ+ haklarını dış politikasının merkezine koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de LGBTQ+ bireylerin hakları uzun süredir tartışma konusu olmakla birlikte, bu gelişme doğrudan Türk dış politikasını etkilememektedir. Ancak ABD'deki muhafazakar dalga, küresel ölçekte insan hakları söyleminin zayıflamasına katkıda bulunabilir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde ve uluslararası platformlarda sık sık insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilere maruz kalıyor. ABD'deki bu tür uygulamalar, Türkiye'ye yönelik eleştirilerin aynı sertlikte devam etmesini engellemese de, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığı algısını güçlendirebilir. Bölgesel olarak ise, Orta Doğu'da LGBTQ+ hakları konusunda herhangi bir ilerleme beklenmemektedir.