ABD'nin Lübnan konusunda İsrail'in politikalarını değiştirmesi için doğrudan müdahil olması gerektiğini savunan uzmanlar, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığına dikkat çekiyor. Beyrut Amerikan Üniversitesi'nden Profesör Rami Khouri, gerçek bir politika değişikliğinin ancak Washington'un Tel Aviv'e açık bir şekilde 'dur' demesiyle mümkün olacağını ifade etti. Khouri, İsrail'in Lübnan topraklarında yürüttüğü askeri operasyonların ve Hizbullah'a yönelik saldırıların, bölgedeki istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rami Khouri, uzun yıllardır Ortadoğu siyasetini yakından takip eden bir akademisyen ve yazar. Özellikle Filistin-İsrail çatışması ve Lübnan'daki siyasi dengeler üzerine yaptığı analizlerle tanınıyor. Khouri'nin son yazısında vurguladığı nokta, ABD'nin İsrail üzerindeki etkisini kullanarak Lübnan'da ateşkes ve siyasi diyalog sürecini başlatması gerektiği. İsrail'in Lübnan'a yönelik politikaları, 2006 savaşından bu yana en gergin dönemini yaşıyor. Hizbullah'ın güney Lübnan'da askeri varlığını artırması ve İsrail'in bu duruma karşılık olarak hava saldırıları düzenlemesi, taraflar arasında sıcak çatışma riskini yükseltti. Khouri'ye göre, ABD'nin sessiz kalması veya dolaylı destek vermesi, İsrail'in daha agresif bir tutum benimsemesine yol açıyor.
Khouri, analizinde şu ifadelere yer veriyor: "İsrail, Lübnan'da askeri üstünlüğünü korumak istiyor. Ancak bu, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymadığı anlamına geliyor. ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak bu politikayı değiştirebilecek tek güç. Washington, İsrail'e Lübnan'daki askeri operasyonlarını durdurması ve siyasi çözümü desteklemesi için net bir mesaj göndermeli." Ayrıca, ABD'nin Lübnan'daki siyasi krizde de aktif bir rol oynaması gerektiğini belirten Khouri, Beyrut'un hükümet kurma sürecinde yaşanan tıkanıklığın da ancak bölgesel güçlerin baskısıyla aşılabileceğini söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan-İsrail gerginliği sadece iki ülke arasında bir sorun değil; aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. İran, Hizbullah üzerinden Lübnan'da dolaylı bir nüfuza sahip. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise Lübnan'daki Sünni kesimi destekliyor. ABD'nin tutumu, bu bölgesel rekabetin seyrini belirleyecek. Khouri'ye göre, eğer ABD İsrail'e baskı yapmazsa, Lübnan'da Hizbullah'ın eli güçlenecek ve ülke daha da derin bir krize sürüklenecek. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de Lübnan'da istikrarın sağlanması için çaba gösteriyor ancak ABD'nin desteği olmadan bu çabaların başarılı olma şansı düşük. Küresel düzeyde ise enerji fiyatları ve göç hareketleri üzerinde etkili olabilecek bu kriz, uluslararası toplumun dikkatini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir ülke. Aynı zamanda bölgesel istikrara önem veren Ankara, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleşme eğilimi gösterse de, Lübnan konusunda iki ülke arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. ABD'nin İsrail'e baskı yapması, Türkiye'nin de Lübnan'daki nüfuzunu artırabilir. Ancak, Türkiye'nin bölgedeki diğer aktörlerle (İran, Suudi Arabistan) rekabeti göz önüne alındığında, ABD'nin hamlesi Türk dış politikasını doğrudan etkilemeyebilir. Yine de, bölgesel bir krizin önlenmesi, Türkiye'nin güney sınırında istikrarı koruması açısından önemli.