ABD Kongresi'nde iki partili bir grup milletvekili, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü finanse ettiği gerekçesiyle Çin'in büyük bankalarına yaptırım uygulanması için ABD Hazine Bakanlığı'na resmi çağrıda bulundu. İran'ın petrol ihracatından elde ettiği gelirin önemli bir kısmını işleyen bu bankaların hedef alınması, Tahran'ın bölgedeki askeri ve jeopolitik manevralarına mali darboğaz yaratmayı amaçlıyor. Kongre üyeleri, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditlerine karşı daha sert bir tutum sergilenmesi gerektiğini vurgularken, bu adımın ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgası yaratabileceği yorumları yapılıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Kongresi'nde özellikle Dış İlişkiler Komitesi üyeleri ile İran karşıtı tutumuyla bilinen isimlerin öncülüğünde başlatılan bu girişim, mektubun Hazine Bakanı Janet Yellen'a iletilmesiyle resmiyet kazandı. Mektupta, Çin'in en büyük devlet bankaları olan Bank of China, Industrial and Commercial Bank of China (ICBC) ve China Construction Bank'ın, İran'ın uluslararası petrol satışlarından elde ettiği döviz gelirlerinin aktarılmasında kilit rol oynadığı belirtiliyor. Söz konusu bankaların, ABD'nin birincil yaptırımları kapsamında doğrudan işlem yapmasa da, İran merkez bankası ve petrol şirketleriyle kurdukları dolaylı ilişkiler nedeniyle bu yaptırımları baltaladığı ileri sürülüyor. Özellikle 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesinin ardından yeniden uygulamaya konan ambargolar, Çin'in İran'ın en büyük petrol alıcısı olması nedeniyle etkisiz kalıyor.
İki partili desteğin arkasındaki asıl motivasyon ise İran'ın bölgesel politikalarına duyulan tepki. Özellikle son iki yılda İran Devrim Muhafızları'nın Körfez'de ticari gemilere yönelik tacizleri ve Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri, ABD'de hem Cumhuriyetçi hem Demokrat kanatta ciddi rahatsızlık yaratmış durumda. Kongre üyeleri mektupta, İran'ın bu agresif tutumunu sürdürebilmesinin doğrudan Çin bankaları üzerinden akan mali kaynaklara bağlı olduğunu savunarak, bu kaynağın kesilmesinin Tahran yönetimini müzakere masasına çekmenin en etkili yolu olacağını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin bankalarına yönelik olası bir yaptırım kararı, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, küresel enerji ticaretini ve uluslararası finans sistemini de doğrudan etkileyecek bir nitelik taşıyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran'ın kontrolüne aldığı bir koz olarak öne çıkıyor. ABD'li yetkililer, bu stratejik su yolunun güvenliğini sağlamak için bölgede askeri varlık bulundururken, Çin'in İran'dan yaptığı ham petrol ithalatı, Pekin'in enerji güvenliği politikasının temel taşlarından birini oluşturuyor. Bu nedenle Çin bankalarının hedef alınması, ABD-Çin ticaret savaşının yeni bir cepheye taşınması anlamına gelebilir. Pekin yönetimi, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını uluslararası hukuka aykırı bularak daha önce de benzer adımlara karşı çıkmıştı. Bu kez de benzer bir tutum sergilemesi ve ABD'ye karşı misilleme tedbirleri alması bekleniyor.
Uzmanlar, söz konusu yaptırımların uygulamaya konulması hâlinde yalnızca Çin ekonomisini değil, küresel tedarik zincirlerini de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Çin'in enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan İran ham petrolünün akışının kesintiye uğraması, Asya'daki rafinerileri zor durumda bırakabilir ve bu da dünya genelinde enerji fiyatlarının yeniden yükselmesine neden olabilir. Ayrıca ABD'nin Çin bankalarına yaptırım uygulaması, bu bankaların ABD doları üzerinden yürüttüğü işlemleri de kapsayacağı için, Çin'in uluslararası para sistemi içindeki konumunu zayıflatmayı hedeflediği şeklinde yorumlanıyor. Bu adım, Washington ile Pekin arasındaki jeopolitik rekabetin yanı sıra, küresel finansal düzenin geleceğine dair tartışmaları da beraberinde getirecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak olası bir gerilimden doğrudan etkilenecektir. ABD'nin Çin bankalarına yaptırım yoluna gitmesi, İran'ın petrol ihracatını azaltabilir ve bu da küresel enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca Türkiye'nin İran ile enerji ticaretini sürdürme konusunda hassas bir denge gözettiği bilinirken, bu tür yaptırımların dolaylı yollardan Türkiye ekonomisini de etkileme potansiyeli bulunuyor. Ankara'nın, hem enerji güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve Washington ile Pekin arasında yaşanacak bir krizin Orta Doğu'daki yansımalarına karşı hazırlıklı olması önem taşıyor.