ABD'li sosyal medya fenomeni Clavicular'ın (gerçek adıyla Jason Miller), İsrail ordusuyla ortaklaşa düzenlediği 'Israelmaxxing' adlı propaganda gezisi, ülkede büyük bir skandala dönüştü. Gezi sırasında çekilen ve sosyal medyada yayınlanan görüntülerde, Clavicular'ın İsrail askerleriyle birlikte Batı Şeria'da Filistinlilere ait zeytin ağaçlarını kestiği ve yerleşimci şiddetini meşrulaştıran ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Olay, İsrail'de hem siyasi hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İsrail ordusu söz konusu paylaşımların 'resmi bir operasyonu yansıtmadığını' açıklamak zorunda kaldı.
Gelişmenin arka planı
Yaklaşık 5 milyon takipçisi olan Clavicular, geçtiğimiz hafta İsrail hükümeti ve ordu yetkilileri tarafından düzenlenen 'Israelmaxxing' adlı bir programa katıldı. Programın amacı, etkili sosyal medya fenomenlerini İsrail'e getirerek, ülkenin uluslararası imajını güçlendirmek ve özellikle Gazze savaşı sonrası artan eleştirilere karşı bir karşı anlatı oluşturmaktı. Ancak Clavicular'ın, Bahar Çiçeği bölgesinde bir grup İsrail askeriyle birlikte Filistinli çiftçilere ait zeytin ağaçlarını kesmesi ve bu anı 'İsrail'in güvenliğine katkı' olarak tanımlaması, büyük tepki çekti. Görüntülerde, Clavicular'ın 'Burası artık bizim toprağımız' dediği duyuluyor. İsrail insan hakları örgütleri, bu tür eylemlerin yerleşimci şiddetini teşvik ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Skandalın büyümesi üzerine İsrail Savunma Bakanlığı, Clavicular'ın askeri bir operasyona katılmadığını, sadece 'refakat edildiğini' öne sürse de, görüntülerde askerlerin aktif rol oynadığı görülüyor. Olay, İsrail'deki sol ve sağ partiler arasında da tartışma yarattı. Bazı milletvekilleri, ordunun bu tür propaganda faaliyetlerine izin vermesini eleştirirken, aşırı sağcı unsurlar Clavicular'ı 'kahraman' ilan etti. Bu arada, Filistin yönetimi konuyu Birleşmiş Milletler'e taşıyacağını duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Clavicular'ın gezisi, İsrail'in uluslararası alanda imajını düzeltme çabalarının ne kadar tartışmalı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 7 Ekim saldırıları ve ardından Gazze'deki savaş, İsrail'i özellikle Batı'da büyük bir prestij kaybına uğratmıştı. İsrail hükümeti, bu kaybı telafi etmek için fenomenler, akademisyenler ve gazeteciler aracılığıyla olumlu bir anlatı oluşturma stratejisi izliyor. Ancak bu strateji, gerçeklerle örtüşmeyen sahneler ve abartılı propagandalar yüzünden sık sık eleştiriliyor. Clavicular olayı, bu tür girişimlerin ne kadar ters tepebileceğini gösteren bir örnek oldu.
Olay ayrıca, sosyal medya fenomenlerinin savaş ve çatışma bölgelerinde oynadığı rolü de sorgulatıyor. Son yıllarda, çeşitli ülkelerin devlet destekli fenomenleri kendi çıkarlarına uygun içerik üretmek için kullandığı biliniyor. İsrail'de de 'hasbara' olarak adlandırılan bu propaganda faaliyetleri, özellikle Batılı genç kitleyi etkilemeyi hedefliyor. Ancak Clavicular'ın pervasız paylaşımları, bu stratejinin risklerini ortaya koydu. Çünkü gerçeklikle bağdaşmayan bu tür içerikler, daha büyük bir kamuoyu tepkisine yol açabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin İsrail konusundaki hassasiyetini bir kez daha hatırlatmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemde Filistin davasını sahiplenen söylemleri ve Gazze'deki savaş sonrası İsrail'le ilişkilerin gerilmesi, bu tür skandalların Türk kamuoyunda yakından takip edilmesine neden oluyor. Clavicular olayı, İsrail'in uluslararası imajını düzeltme çabalarının aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermekte ve Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşunu güçlendirebilecek bir argüman sunmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin kendi medya ve diplomasi stratejilerinde, fenomenler ve dijital platformlar aracılığıyla yapılan propagandanın etkisini ve tehlikelerini dikkate alması gerektiği anlaşılmaktadır. Ankara'nın bu tür gelişmeleri sadece bölgesel bir mesele olarak değil, aynı zamanda küresel bilgi savaşları bağlamında da değerlendirmesi önemlidir.