ABD'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde mutlak hakimiyet kurduğu küresel deniz alanları, 2020'li yılların ortasında ciddi bir güç mücadelesine sahne oluyor. Uzmanlara göre, ABD Donanması'nın Pasifik'ten Hint Okyanusu'na kadar 'ortak alanlar' üzerindeki kontrolü zayıflıyor. Çin ve Rusya başta olmak üzere yükselen güçler, denizlerdeki dolaşım özgürlüğünü sınırlayan yeni stratejiler geliştiriyor. "Boğazlar, kanallar ve ticaret yolları kısa süre içinde geçiş ücretine tabi tutulabilir" uyarıları duyuluyor.
Denizler Üzerindeki Mücadele: ABD'nin Deniz Hâkimiyetinin Çöküşü
ABD'nin denizlerdeki üstünlüğü, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana küresel istikrarın temel taşı olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda Çin'in AI-powered insansız deniz araçları ve hipersonik füzeleri, Pasifik'te ABD uçak gemilerini hedef alıyor. Hint Okyanusu'nda ise Rusya, Hint-ABD-Japonya-Avustralya dörtlüsüne karşı İran ve Çin ile ortak deniz tatbikatlarını artırdı.
Think tank analistlerine göre, ABD'nin denizlerdeki üstünlüğü artık sorgulanır hale geldi. "Okyanusların ve hava sahasının ABD tarafından kontrol edilmesi sona erdi" yorumları yapılıyor. Bu durum, küresel ticaretin yüzde 90'ını oluşturan deniz taşımacılığının güvenliğini de tehdit ediyor.
Pasifik'ten Kızıldeniz'e: Yeni Deniz Güç Dengeleri
Değişen güç dengeleri sadece Pasifik ve Hint Okyanusu ile sınırlı değil. Kızıldeniz ve Akdeniz'de de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, bölgedeki taşımacılık maliyetlerini yüzde 40 artırdı. ABD öncülüğündeki Refah Muhafızı Operasyonu, bu saldırıları durdurmakta yetersiz kalıyor. Uzmanlar, bu tür güvenlik boşluklarının gelecekte daha sık yaşanacağını ve daha uzun süreceğini belirtiyor.
Aynı zamanda, Güney Çin Denizi'ndeki ada inşaatları ve Çin'in yapay adaları silahlandırması, ticaret yollarının kontrolüne yönelik somut adımlar olarak değerlendiriliyor. Çin, bu adalardan balistik füzelerle Tayvan ve Filipinler'i tehdit edebilecek duruma geldi. Bu durum, bölgede yeni bir kriz potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin denizlerdeki kontrolünün zayıflaması, Türkiye'nin doğrudan güvenlik ve ticari çıkarlarını etkiliyor. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Süveyş Kanalı ve Basra Körfezi'ne bağımlı olan Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırıyor. Ayrıca Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama faaliyetleri, yeni güç dengeleri altında daha karmaşık hale gelebilir. Türkiye, Karadeniz'de Montrö Sözleşmesi'ni koruyarak kendi deniz stratejisini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak küresel ölçekte yaşanan bu güç kayması, Türkiye'nin hem NATO içindeki rolünü hem de bölgesel inisiyatiflerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Özellikle Milli Muharip Uçak Kaan ve insansız deniz araçları projeleri, bu yeni düzende Türkiye'ye avantaj sağlayabilir.