ABD yönetiminin, Körfez ülkelerindeki büyükelçiliklerinde görev yapan personelinin bir kısmının ülkeden ayrılmasını talimat verdiği bildirildi. Yetkililere dayandırılan bilgilere göre, karar bölgede son dönemde artan güvenlik riskleri ve istihbarat değerlendirmeleri sonucu alındı. Hangi ülkelerde ve kaç personelin etkilendiği henüz netleşmezken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde resmi bir açıklama yapması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin Körfez ülkelerindeki diplomatik temsilciliklerine yönelik personel azaltma kararı, son haftalarda bölgede tırmanan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Irak, Suriye ve Yemen'deki gelişmeler, Washington'ın bölgedeki varlığını gözden geçirmesine yol açtı. İran ile ABD arasındaki gerginlik, Hürmüz Boğazı'ndaki askeri hareketlilik ve vekil grupların artan faaliyetleri, Körfez'deki ABD misyonları için risk oluşturuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önce de benzer durumlarda personel sayısını azaltma yoluna gitmişti. 2019'da Irak'taki Erbil ve Bağdat başkonsolosluklarından personel çekilmiş, 2020'de İran'a yönelik suikastın ardından bölgedeki güvenlik önlemleri artırılmıştı. Bu kez alınan kararın, istihbarat raporlarına dayanan somut tehditler içerdiği ileri sürülüyor.
Bölgedeki ABD üsleri ve diplomatik tesisleri, son aylarda roket ve insansız hava aracı saldırılarına hedef olmuştu. Irak'ta ABD liderliğindeki koalisyon güçlerine yönelik saldırılar, Suriye'deki üs bölgelerine yönelik tacizler, Körfez'deki deniz trafiğine yönelik sabotaj girişimleri, Washington'ın bölgedeki güvenlik algısını bozdu. Uzmanlar, personel tahliyesinin olası bir askeri operasyonun hazırlığı olarak yorumlanmaması gerektiğini, ancak temkinli bir adım olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez ülkeleri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve diplomatik ağı açısından stratejik öneme sahip. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD üsleri ve büyükelçilikleri, Washington'ın bölge politikasının merkezinde yer alıyor. Personel azaltma kararı, bu ülkelerle yürütülen istihbarat paylaşımı ve askeri işbirliğini geçici olarak etkileyebilir.
Diğer yandan, kararın zamanlaması dikkat çekici. ABD'nin İran ile nükleer müzakereleri yeniden başlatma çabaları sürerken, personel tahliyesi iki taraf arasındaki güven bunalımını derinleştirebilir. Tahran, ABD'nin bölgedeki varlığını tehdit olarak görüyor ve son dönemde askeri tatbikatlarla mesaj veriyor. Körfez'deki tansiyonun yükselmesi, petrol fiyatları ve küresel enerji arz güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Bölgesel müttefikler, ABD'nin personel çekme kararını nasıl karşılayacakları konusunda henüz açıklama yapmadı. Ancak bazı Körfez ülkelerinin, ABD'nin bölgeden çekilme sinyali olarak algılamasından endişe duyduğu belirtiliyor. Washington, askeri varlığını koruyacağını vurgulasa da, diplomatik personelin azaltılması, bölgedeki güvenlik mimarisinde bir değişimin işareti olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Körfez'deki diplomatik personelini azaltma kararı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve dış politika hedefleri açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Körfez ülkeleriyle ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirme çabasında. ABD'nin bölgedeki varlığındaki dalgalanma, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ve enerji koridorları üzerindeki etkisini artırabilir. Ayrıca, İran ile Batı arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Dengeli bir tutum izleyerek hem Körfez hem de İran ile ilişkilerini korumaya çalışacaktır.