ABD Kongresi, Özbekistan’a Daimi Normal Ticari İlişkiler (PNTR) statüsü vermeyi değerlendirirken, Washington’un bu yetkiyi Taşkent yönetimini Karakalpakistan’da yaşananlarla ilgili hesap vermeye zorlamak için kullanması gerektiği belirtiliyor. 2022 yılının Temmuz ayında Özbekistan’ın özerk cumhuriyeti Karakalpakistan’da patlak veren protestolar, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sonuçlanmış, çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Olayların üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen, uluslararası toplumun konuya yeterli ilgiyi göstermediği eleştirileri yapılıyor.
Karakalpakistan’da Ne Oldu?
Karakalpakistan, Özbekistan’ın kuzeybatısında yer alan ve özerk statüye sahip bir cumhuriyet. 1 Temmuz 2022’de, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in anayasa değişikliği önerisiyle birlikte Karakalpakistan’ın özerk statüsünü kaldırmayı planladığı iddiaları üzerine kitlesel protestolar başladı. Gösteriler kısa sürede şiddete dönüştü ve güvenlik güçleri protestoculara ateş açtı. Resmi rakamlara göre 21 kişi hayatını kaybetti, ancak bağımsız kaynaklar bu sayının çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Olayların ardından Özbekistan yönetimi, insan hakları örgütlerinin ve Birleşmiş Milletler’in bağımsız bir soruşturma taleplerini reddetti.
Protestoların bastırılmasının ardından Mirziyoyev, anayasa değişikliğinden Karakalpakistan’ın statüsünü etkileyen maddeleri geri çekti ve bölgeye olağanüstü hal ilan etti. Ancak uluslararası gözlemciler, bu adımın yeterli olmadığını ve olaylarla ilgili kapsamlı bir soruşturma yapılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ve gözaltılar sırasında işkence iddiaları endişe yaratıyor.
ABD’nin Taşkent’e Yönelik Tutumu
ABD, Özbekistan’a PNTR statüsü vermeyi planlıyor. Bu statü, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri normalleştirecek ve Özbekistan’a Amerikan pazarına daha kolay erişim sağlayacak. Ancak insan hakları savunucuları, Washington’un bu adımı atmadan önce Taşkent yönetimini Karakalpakistan’daki olaylarla ilgili hesap vermeye zorlaması gerektiğini savunuyor. PNTR, ABD’nin elindeki en önemli kozlardan biri ve bu yetki, Özbekistan’ı insan hakları konusunda daha şeffaf olmaya itebilir.
Özbekistan, 2016’da Mirziyoyev’in iktidara gelmesiyle birlikte bir dizi reforma imza atmış olsa da, Karakalpakistan’daki olaylar bu reform sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, olayları kınamış ancak somut bir adım atmamıştı. Şimdi Kongre’nin, PNTR’yi onaylamadan önce Taşkent’ten bağımsız bir soruşturma talep etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karakalpakistan olayları, Orta Asya’da insan hakları ve demokrasi konusunda hala ciddi sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Özbekistan, bölgenin en kalabalık ülkesi ve stratejik konumu nedeniyle hem Rusya hem de Çin için önemli bir müttefik. ABD’nin bu ülkeyle ticari ilişkilerini geliştirmesi, aynı zamanda bölgedeki nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak insan hakları ihlalleri konusunda sessiz kalmak, ABD’nin küresel çapta savunduğu değerlerle çelişiyor.
Rusya ve Çin, Özbekistan’a bu tür koşullar öne sürmeden ekonomik iş birliği teklif ediyor. Bu nedenle ABD’nin PNTR’yi bir baskı aracı olarak kullanması, Taşkent’i Batı’ya yaklaştırabilir. Ancak aksi takdirde Özbekistan, Moskova ve Pekin’e daha da yakınlaşabilir. Kongre’nin bu ikilemi dikkatle değerlendirmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Karakalpakistan olayları ve ABD-Özbekistan ilişkilerindeki bu gelişme, Türkiye için de önem taşıyor. Türkiye, Orta Asya’da artan nüfuzuyla Özbekistan’la güçlü ekonomik ve kültürel bağlar kurmuş durumda. İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda hızla arttı. ABD’nin PNTR’yi insan hakları koşuluna bağlaması, Özbekistan’ı Batı’ya yaklaştırabilir ve bu da Türkiye’nin bölgedeki dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Karakalpakistan’da yaşayan Türk soylu topluluklarla tarihi bağları bulunuyor. Olayların soruşturulması, bölgede istikrar ve insan haklarının korunması açısından Ankara’nın da desteklemesi gereken bir süreç. Türkiye, bu konuda hem ABD hem de Özbekistan’la diyaloğunu sürdürerek yapıcı bir rol oynayabilir.