ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, Çin'in kültürel diplomasi aracı olarak görülen Konfüçyüs Enstitülerine yönelik yeni bir baskı kampanyası başlattığı bildirildi. Başkan Donald Trump'ın bu yıl içinde Çin'e yapacağı ikinci ziyaret ve Devlet Başkanı Xi Jinping ile üçüncü kez bir araya gelmesinden sadece haftalar önce gelen bu hamle, Washington ile Pekin arasındaki rekabetin kültürel ve eğitim alanlarına da yayıldığını gösteriyor. Trump, Xi'yi daha önce "gerçekten büyük" bir dost olarak nitelendirmişti.
Konfüçyüs Enstitüleri Nedir, Neden Hedefte?
Konfüçyüs Enstitüleri, Çin hükümeti tarafından desteklenen ve yurt dışında Çince öğretimi ile Çin kültürünün tanıtımını amaçlayan merkezlerdir. ABD'de uzun süredir bazı çevreler tarafından bu kurumların Çin'in propaganda ve istihbarat toplama faaliyetlerine alet edildiği iddia ediliyor. Hegseth'in son açıklamaları, bu kurumların "sistematik olarak sökülmesi" gerektiği yönünde. Savunma Bakanlığı'nın bu konudaki rolü, özellikle üniversitelerle yapılan savunma araştırma işbirliklerinde Çin bağlantılı kurumların taranması ve kısıtlanmasını içeriyor.
Trump yönetimi, ikinci döneminde Çin'e yönelik teknoloji ve akademik işbirliklerini sıkılaştırma politikasını sürdürüyor. Geçtiğimiz aylarda bazı üniversitelere yapılan fonlarda Konfüçyüs Enstitüleri ile ilişkili programların gözden geçirilmesi talimatı verilmişti. Hegseth'in bu hamlesi, Savunma Bakanlığı'nın Pentagon fonlarını kullanan üniversitelerde Çin etkisini kırmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak görülüyor.
Çin tarafı ise bu suçlamaları reddediyor ve enstitülerin tamamen kültürel ve eğitimsel amaçlı olduğunu savunuyor. Pekin, ABD'nin bu tutumunu "Soğuk Savaş zihniyeti" olarak eleştiriyor. Ancak Washington'da her iki partiden de destek gören bu baskı politikası, yeni bir diplomasi krizi potansiyeli taşıyor.
Ziyaret Öncesi Gerilim: Beyaz Saray ile Pentagon Arasında Bir Sınav
Hegseth'in açıklamaları, Trump'ın Çin ziyareti öncesi Beyaz Saray'ın diplomatik çizgisiyle çelişip çelişmediği sorusunu gündeme getiriyor. Trump, Xi ile kişisel ilişkisini ön plana çıkararak ticaret anlaşması ve Kuzey Kore gibi konularda işbirliği arayışında. Ancak Pentagon'un sert çıkışı, yönetim içinde Çin politikası konusunda farklı seslerin olduğunu gösteriyor. Savunma Bakanlığı, özellikle teknoloji transferi ve akademik casusluk endişeleriyle hareket ediyor.
Uzmanlar, bu tür hamlelerin Çin ile müzakerelerde pazarlık kozu olarak kullanılabileceğini, ancak aynı zamanda iş dünyası ve üniversiteler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. ABD'deki birçok üniversite, Konfüçyüs Enstitüleri ile işbirliklerini son yıllarda zaten askıya almış veya kapatmış durumda. Hegseth'in hedefi, kalan enstitülerin de tamamen kapatılmasını sağlamak.
Çin'in ABD'deki kültürel etkisini azaltma çabaları, 2018'de başlayan ve pandemi döneminde hızlanan bir sürecin devamı. Ancak Savunma Bakanlığı'nın doğrudan devreye girmesi, konunun güvenlik boyutunu öne çıkarıyor. Bu durum, ABD'de akademik özgürlükler ile ulusal güvenlik arasındaki denge tartışmasını yeniden alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Konfüçyüs Enstitülerine yönelik baskısı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel eğitim ve kültürel diplomasi dengeleri açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye'de de bazı üniversitelerde Konfüçyüs Enstitüleri bulunuyor ve bu kurumlar Çin ile ilişkilerde yumuşak güç aracı olarak görülüyor. ABD'nin sertleşen tutumu, NATO müttefiki Türkiye'nin Çin ile ekonomik ve kültürel bağlarını derinleştirme çabalarıyla çelişebilir. Ankara, Batı ile ilişkilerini dengelerken Çin'in Kuşak ve Yol girişimi gibi projelerde işbirliğini sürdürmek istiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin benzer bir baskıyla karşılaşma ihtimalini akıllara getiriyor ve Ankara'nın Çin politikasında daha dikkatli adımlar atmasına yol açabilir.