ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik "kısa ve kesin" bir savaş vaadi, altmışıncı gününe girerken, yönetim cephaneliğin tükenmesi ve artan uluslararası baskı nedeniyle "yeni yaratıcı" çözümler arayışına girdi. Project on Government Oversight (POGO) tarafından yayınlanan analizde, Washington'un askeri olarak 'kazandığı' ancak siyasi olarak kaybettiği bir savaşı sürdürmenin yollarını aradığı belirtiliyor. Analiz, Trump'ın son tehditlerinin, tükenen mühimmat stoklarını ve uluslararası toplumun artan tepkisini gizleme çabası olduğunu öne sürüyor.
Gelişmenin Arka Planı
POGO analizine göre, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonu, başlangıçta hızlı bir zaferle sonuçlanacağı varsayımına dayanıyordu. Ancak İran'ın misilleme kapasitesi ve bölgesel müttefiklerinin direnişi, savaşı uzattı. ABD'nin mühimmat stokları, özellikle hassas güdümlü füzeler ve hava savunma sistemleri açısından kritik seviyelere düştü. Bu durum, Pentagon'u yeni tedarik anlaşmaları yapmaya ve müttefiklerden askeri destek almaya zorluyor.
Trump'ın son tehditleri, ekonomik yaptırımların sıkılaştırılması, İran petrol ihracatının tamamen durdurulması ve hatta İran'ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırılar gibi askeri olmayan seçenekleri içeriyor. Ancak bu tehditler, savaşın başında ilan edilen amaçlardan bir sapma olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, ABD'nin "kısa savaş" stratejisinin başarısız olduğunu ve şimdi "yaratıcı" yollarla çıkış aradığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaşın uzaması, Orta Doğu'da güç dengelerini değiştirdi. İran, Hizbullah ve Husiler gibi vekil güçler aracılığıyla bölgedeki ABD çıkarlarına saldırılarını sürdürüyor. Basra Körfezi'ndeki petrol yolları tehdit altında, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalar yaşanıyor. Rusya ve Çin, savaşın getirdiği belirsizlikten faydalanarak bölgedeki nüfuzlarını artırıyor. Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırıyor ancak ABD'nin askeri seçeneklere bağlılığı, bu çabaların önünü tıkıyor.
ABD'nin müttefikleri, özellikle NATO üyeleri, savaşın uzamasından endişeli. Bazı ülkeler, ABD'nin İran'a yönelik saldırgan politikalarına destek vermeyi sürdürse de, iç kamuoylarında savaş yorgunluğu artıyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası ittifaklarını zayıflatıyor ve 'kazanılmış' bir savaşın siyasi maliyetini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olarak bu savaştan doğrudan etkileniyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik risklerini artırıyor ve mülteci akışlarına neden olabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin enerji ithalatını olumsuz etkiliyor; Türkiye, İran'dan doğalgaz alımında alternatif kaynaklar bulmak zorunda kalabilir. Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin askeri operasyonlarına doğrudan destek vermemesi ve diplomatik çözüm arayışlarını desteklemesi, bölgesel istikrar açısından önemli. Bu nedenle, Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutması, savaşın yıkıcı etkilerinden korunmak için kritik önem taşıyor.