ABD ordusu, Karayipler'de bir tekneye düzenlediği operasyonda iki kişinin öldüğünü açıkladı. Savunma Bakanlığı'ndan yapılan kısa bir açıklamada, operasyonun uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında gerçekleştirildiği belirtilirken, saldırının detaylarına ilişkin bilgi verilmedi. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür operasyonların 'yargısız infaz' anlamına geldiğini ve hukuki zeminden yoksun olduğunu vurguluyor. Trump yönetimi ise söz konusu saldırıların 'narco-teröristler'e yönelik olduğunu savunuyor.
Arka plan: Uyuşturucuyla mücadele mi, yargısız infaz mı?
ABD yönetimi, özellikle Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde uyuşturucu kartellerine karşı askeri operasyonları son yıllarda artırdı. Trump döneminde bu operasyonlar daha da yoğunlaştı ve 'narco-terörist' olarak tanımlanan hedeflere karşı doğrudan askeri müdahale yöntemi benimsendi. Ancak bu operasyonların hukuki dayanağı sıkça sorgulanıyor. Uluslararası hukuk çerçevesinde, egemen bir devletin karasuları dışında gerçekleştirilen bu tür saldırıların, sivillerin de hedef alınması durumunda savaş suçu teşkil edebileceği belirtiliyor.
Son olayda, ABD Donanması'na ait bir savaş gemisinin, Karayipler'de seyreden küçük bir tekneye ateş açtığı, olayda iki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Teknenin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilirken, ABD tarafından operasyonun 'meşru müdafaa' kapsamında olduğu ifade edildi. Ancak olayın aydınlatılması için bağımsız bir soruşturma çağrıları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir güvenlik doktrini mi?
ABD'nin bu tür operasyonları, özellikle Karayipler ve Orta Amerika ülkeleri tarafından egemenlik ihlali olarak görülüyor. Meksika, Kolombiya gibi ülkeler, kendi topraklarında ABD'nin tek taraflı askeri harekatlarına karşı çıkarken, bazı ülkeler ise uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliğini artırmayı tercih ediyor.
Küresel ölçekte ise bu olay, ABD'nin terörle mücadele söylemi altında yürüttüğü drone saldırıları ve özel operasyonların benzeri bir durumu ortaya koyuyor. İnsan hakları örgütleri, bu tür 'hedefli suikast'lerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivillerin hayatını tehlikeye attığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi de benzer operasyonları 'keyfi infaz' olarak nitelendiren raporlar yayımlamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, küresel güvenlik politikalarında devlet dışı aktörlere karşı askeri müdahale yöntemlerinin sınırlarını bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, uluslararası hukuka bağlılığını vurgulayan ve terörle mücadelede hukuki çerçeveye önem veren bir dış politika izlemektedir. Dolayısıyla, ABD'nin bu tür operasyonları Türkiye'nin pozisyonuyla tezat oluşturmakta ve bölgesel istikrar üzerinde belirsizlik yaratmaktadır. Türkiye, Karayipler'de doğrudan bir aktör olmasa da, küresel terörle mücadele normlarının belirlenmesinde söz sahibi olmak isteyen bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından izlemektedir.