Hisse senedi analistleri, aylar sonra ilk kez ABD şirket kazançlarına ilişkin görünümde net negatife döndü. Bu değişim, enflasyonun ve yüksek faiz oranlarının şirket kârlılığı üzerindeki etkisine dair artan endişeleri yansıtıyor. Böylece beş yılın en uzun süreli kâr tahmini iyileştirme serisi sona ermiş oldu. Analistlerin bu yöndeki değişimi, piyasalarda resesyon korkularını yeniden alevlendirebilir.
Analistlerin negatife dönüşünün arka planı
ABD'li şirketlerin kazanç tahminlerindeki iyileşme serisi, analistlerin şirket başına kâr (EPS) beklentilerini art arda yukarı yönlü revize etmesiyle oluşmuştu. Bu seri, pandemi sonrası toparlanma döneminde güçlü tüketici talebi, artan fiyatlama gücü ve teşviklerin etkisiyle beslenmişti. Ancak son haftalarda analistler, enflasyonun kalıcı hale gelmesi ve Fed'in agresif faiz artışlarının ekonomiyi yavaşlatacağı endişesiyle tahminlerini aşağı çekmeye başladı.
Fed'in politika faizini hızla yükseltmesi, borçlanma maliyetlerini artırarak şirket kârlılığını baskılıyor. Özellikle teknoloji ve yüksek borçlu şirketler, artan finansman maliyetleri ve talep yavaşlaması nedeniyle olumsuz etkileniyor. Ayrıca enflasyonun hammadde ve işgücü maliyetlerini yükseltmesi, marjları daraltıyor. Analistler, bu koşulların 2023 boyunca kazanç büyümesini sınırlayabileceğini öngörüyor.
Bazı stratejistler, negatif revizyonların aşırı olabileceğini ve şirketlerin fiyatlama gücünü koruyabileceğini savunuyor. Ancak genel kanı, kâr tahminlerinde aşağı yönlü risklerin arttığı yönünde. Bu değişim, yatırımcıların hisse senedi değerlemelerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Küresel piyasalara olası yansımaları
ABD, dünya ekonomisinin motoru olduğu için ABD'li şirketlerin kâr görünümündeki bozulma, küresel hisse senedi piyasalarını da etkiliyor. Avrupa ve Asya borsaları, ABD'den gelen kazanç uyarılarına duyarlı hale gelmiş durumda. Özellikle ihracatçı ülkeler, ABD talebindeki yavaşlamadan olumsuz etkilenebilir. Gelişmekte olan piyasalar için ise doların güçlenmesi ve sermaye çıkışları risk oluşturuyor.
Analistler, Fed'in faiz artırımlarının devam etmesi halinde ABD ekonomisinin resesyona girebileceğini, bunun da küresel büyümeyi daha da yavaşlatacağını belirtiyor. Ancak enflasyonun kontrol altına alınması için bu sıkılaşmanın gerekli olduğu vurgulanıyor. Piyasalar, Fed'in faiz patikasına ilişkin sinyalleri yakından izliyor.
Öte yandan, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gerilimler de kâr tahminlerini etkileyen diğer faktörler arasında. Ukrayna savaşı, tedarik zinciri sorunlarını derinleştirerek maliyetleri artırıyor. Çin'deki yavaşlama da küresel talebi olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de kâr tahminlerindeki bozulma, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca ABD'deki yavaşlama, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan AB'yi de etkileyerek ihracat gelirlerini düşürebilir. Ancak doların güçlenmesi, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırsa da ihracat rekabet gücünü geçici olarak destekleyebilir. Türkiye, bu dönemde makroekonomik istikrarı korumak için para ve maliye politikalarında dikkatli olmalı.