ABD ile Kanada arasındaki ticaret müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanması ve ardından iki ülkenin belirli mallara yüzde 50 oranında gümrük tarifesi uygulamaya başlaması, uluslararası ticarette yeni bir gerilim dalgası yarattı. Washington'un ticaret temsilcisi Jamieson Greer, Cumartesi akşamı The New York Times'a yaptığı açıklamada, müzakerelerin neden çöktüğüne dair önemli ayrıntıları paylaştı. Buna göre, Kanada'nın süt ürünleri ve kereste sektörlerindeki korumacı politikaları anlaşmazlığın ana nedeni oldu. Greer, anlaşma metninde son dakikada yapılan değişikliklerin masada kalmasını engellediğini söyledi. Bu gelişme, Kuzey Amerika'nın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari ilişkileri tehdit ederken, küresel piyasalarda da tedirginlik yaratıyor.
Başarısız müzakere sürecinin perde arkası
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, görüşmelerin son turunda Kanada'nın esneklik göstermediği noktaların altını çizdi. Özellikle Kanada'nın süt ürünleri tedarik yönetimi sistemi ve kereste ihracatında uygulanan vergiler, Washington'un en önemli engeller olarak görülüyor. Greer, Kanada'nın bu alanlarda verdiği taahhütleri zamanında uygulamaya geçirmediğini belirtti. Ayrıca, ABD tarafının Kanada'dan şirketlerine adil erişim ve kamu ihalelerinde eşit şartlar talep ettiği, ancak Ottawa'nın bu konularda geri adım atmadığı anlaşılıyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 800 milyar doları bulduğu göz önüne alındığında, ekonomik sonuçları geniş bir yelpazede hissedilecek.
Tarafların karşılıklı olarak yüzde 50 gümrük tarifesi açıklaması, özellikle otomotiv ve tarım sektörlerini vuruyor. Uzmanlar, bu adımların tüketici fiyatlarına doğrudan yansıyacağı ve iki ülkede de enflasyonist baskıları artırabileceği konusunda uyarıyor. Başkan Trump'ın pazartesi günü IndyCar Grand Prix'sine katılarak 'onur turu' yapması ise, bu ticari gerilimin siyasi bir gösteriye dönüştüğü şeklinde yorumlanıyor.
Küresel ticaret savaşının yükselen riski
ABD-Kanada ticaret anlaşmazlığı, yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Küresel tedarik zincirlerinin entegre olduğu bir dönemde, Kuzey Amerika'daki bu gerilim, dünya genelinde yatırım kararlarını ve ticaret akışlarını etkileme potansiyeline sahip. Özellikle otomotiv yedek parça üreticileri ve tarım ekipmanı satıcıları, bu tarifelerden en çok etkilenecek gruplar arasında. Ayrıca, ABD'nin Meksika ile de benzer ticari anlaşmazlıklar yaşaması, bölgesel ticaret anlaşmalarının geleceği konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Uzmanlar, bu tür korumacı adımların küresel ticaret kurallarını zayıflattığını ve Dünya Ticaret Örgütü'nün otoritesini tartışmaya açtığını vurguluyor.
Ticaret savaşının bir diğer boyutu da enerji ticareti. Kanada, ABD'ye ham petrol ve elektrik ihraç eden en büyük ülke konumunda. Tarifelerin enerji sektörüne de sıçraması halinde, ABD'deki benzin fiyatları ve elektrik maliyetleri doğrudan artabilir. Bu durum, Başkan Trump'ın enflasyonu düşürme vaatleriyle örtüşmeden. Dolayısıyla, bu anlaşmazlığın sürdürülebilir olmadığı ve iki ülkenin de ekonomik kayıplardan kaçınmak için masaya geri dönmesi gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ve Kanada ile ticaret hacmi açısından bu iki ülkeye doğrudan bağımlı olmasa da, küresel ticaret savaşlarının yayılması Türk ihracatını dolaylı olarak etkileyebilir. Örneğin, ABD pazarına giren Türk ürünlerinin fiyat rekabeti, bu ülkelerdeki tarifeler nedeniyle değişebilir. Ayrıca, Kanada ve ABD arasındaki gerilim, küresel piyasalarda belirsizlik yaratarak döviz kurlarında oynaklığa yol açabilir; bu da Türkiye'nin dış ticaret dengesini etkileyebilir. Türkiye'nin ihracatını çeşitlendirme politikası, bu tür gelişmelere karşı direnç kazandırmakla birlikte, özellikle otomotiv ve makine sektörlerinde ABD'ye satış yapan firmaların dikkatli olması gerekiyor. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, ticari anlaşmazlıklarda diyalog ve müzakerenin önemini vurgulayan bir pozisyon benimsemeli; bu tür gerilimlerin küresel istikrarı tehdit ettiği gerçeğini göz ardı etmemelidir.