Kanada'nın ABD ile vardığı ön ticaret anlaşması, Meksikalı yetkilileri ve iş dünyasını şaşkına çevirdi. Ottawa'nın Washington ile sağladığı bu erken mutabakat, Meksika'yı kendi anlaşmasını yapması için harekete geçirirken, Donald Trump yönetiminin tarife indirimlerinden faydalanabilmek için aylardır süren görüşmelerin karşılığını alıp alamayacağı sorusunu gündeme getirdi. Meksika, hem ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olmanın avantajını hem de ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlikleri dengelemeye çalışıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana ticaret politikalarında agresif bir tutum sergiliyor. Özellikle Çin'e yönelik tarifelerin yanı sıra, komşu ülkeler Meksika ve Kanada'ya da %25 gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Bu tehditler, 2020'de yürürlüğe giren ve ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) olarak bilinen ticaret anlaşmasını gölgede bıraktı. Ancak geçtiğimiz haftalarda Kanada, ABD ile otomotiv ve çelik gibi kritik sektörlerde tarife muafiyetleri içeren bir ön anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, Meksika'yı iki ülke arasındaki ticaret dengesinin dışında bırakarak, Meksika'yı benzer koşulları müzakere etmesi için zorluyor.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Kanada'nın elde ettiği koşulları yakından incelediklerini ve kendi müzakere ekibinin benzer bir anlaşma için çalıştığını açıkladı. Ancak Meksika'nın ABD ile ticaret hacmi, Kanada'dan çok daha büyük; 2024 yılında Meksika, ABD'nin en büyük ticaret ortağı konumuna yükseldi. Bu durum, Meksika'nın müzakere masasındaki elini güçlendirse de, tarım ürünleri ve enerji gibi hassas sektörlerdeki anlaşmazlıklar süreci zorlaştırıyor. Uzmanlar, Meksika'nın özellikle otomotiv sektöründe ABD'nin katı kurallarına uyum sağlamasının, Kanada'ya kıyasla daha maliyetli olacağını belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, küresel ticaret savaşlarının yeni bir aşamasına işaret ediyor. Trump yönetimi, ülke bazlı pazarlıklar yaparak ticaret ortaklarını bölmeye çalışıyor; bu strateji, Kuzey Amerika'da ABD'nin iki komşusu arasında rekabet yaratarak onları daha fazla taviz vermeye zorluyor. Kanada'nın elde ettiği kazanımlar, Meksika'nın taleplerini artırırken, ABD'nin de müzakere alanını daraltıyor. Öte yandan, Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in etkisi ve Avrupa Birliği'nin ticaret politikaları da bu dengeleri etkiliyor. Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, küresel tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmaya yol açabileceğini ve diğer ülkelerin de benzer ikili anlaşmalar için baskı altına girebileceğini öngörüyor.
Meksika, Çin ile olan ticari ilişkilerini de dengelemek zorunda. ABD, Çin'in Meksika üzerinden kendi pazarına girmesini engellemek için Meksika'ya baskı yapıyor. Meksika hükümeti, Çin menşeli ürünlere yönelik anti-damping vergileri uygulamaya başladı; ancak bu, Çin ile diplomatik gerilimi artırabilir. Aynı zamanda, Meksika'nın enerji sektöründeki reformları, ABD'li şirketlerin yatırım yapma isteğini etkiliyor. Bu karmaşık tablo, Meksika'nın müzakere stratejisini her geçen gün daha da kritik hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ticaret politikaları açısından önemli dersler içeriyor. ABD'nin ikili anlaşmalar yoluyla ticaret ortaklarını bölme stratejisi, Türkiye'nin de ABD ile olan ticaret ilişkilerinde karşılaşabileceği bir yaklaşım. Türkiye, ABD ile yaşadığı S-400 ve CAATSA yaptırımları gibi siyasi gerilimlere rağmen, ticaret hacmini artırma potansiyeline sahip. Ancak bu süreçte, ABD'nin bölgesel ittifaklar kurma ve ülkeleri birbirine karşı kullanma taktiğine karşı dikkatli olmalı. Türkiye, hem ABD hem de AB ile ilişkilerinde çok yönlü bir denge politikası izleyerek, benzer baskılardan kaçınabilir.