ABD yönetimi, Dünya Bankası'nın iklim finansmanı hedeflerini rafa kaldırmasının ardından, diğer çok taraflı kalkınma bankalarına da benzer adımlar atması için baskı yapıyor. Konuya yakın kaynaklara göre, Washington yönetimi çok taraflı kalkınma bankalarından iklim odaklı kredi hedeflerini terk etmelerini talep ediyor. Bu gelişme, küresel iklim finansmanı mimarisinde önemli bir kırılma yaratabilir.
İklim Finansmanında Geri Adım
ABD Hazine Bakanlığı'nın öncülüğünde yürütülen baskı kampanyası, Dünya Bankası'nın 2025 yılına kadar kredi portföyünün yüzde 35'ini iklim finansmanına ayırma taahhüdünden vazgeçmesiyle somutluk kazandı. Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu, geçtiğimiz haftalarda yapılan toplantıda, iklim hedeflerinin yerine daha geniş kalkınma hedeflerinin konulmasını kararlaştırdı. Bu karar, ABD'nin İklim Değişikliği Özel Temsilcisi'nin görevden alınması ve Yeşil İklim Fonu'na yapılan katkıların askıya alınmasının ardından geldi.
ABD yetkilileri, iklim finansmanı hedeflerinin kalkınma bankalarının asli görevlerini saptırdığını ve fosil yakıt projelerine yönelik kısıtlamaların enerji güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Bu argüman, özellikle Afrika ve Asya'daki enerji açlığı çeken ülkelerde yankı buluyor. Ancak iklim aktivistleri ve Avrupalı müttefikler, bu geri adımın Paris Anlaşması hedeflerini tehlikeye attığı uyarısında bulunuyor.
Dünya Bankası'nın yanı sıra, Asya Kalkınma Bankası, Afrika Kalkınma Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Amerika Kıtalararası Kalkınma Bankası da benzer baskılarla karşı karşıya. Söz konusu bankaların toplam yıllık kredi hacmi 200 milyar doları aşıyor. İklim hedeflerinin terk edilmesi halinde, bu kaynağın önemli bir kısmının yenilenebilir enerji yerine doğalgaz ve kömür projelerine kayması bekleniyor.
Küresel Yansımalar ve Jeopolitik Boyut
ABD'nin bu hamlesi, iklim diplomasisinde yeni bir dönemin habercisi. Son yıllarda gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütleri, gelişmekte olan ülkelerin yeşil dönüşümünü desteklemek için kritik önemdeydi. Özellikle 2009 Kopenhag Anlaşması'nda vaat edilen yıllık 100 milyar dolarlık iklim fonu, halihazırda hedefine ulaşamamışken, şimdi bu fonların azalması riski doğdu.
Avrupa Birliği ve Çin, ABD'nin bu adımına karşı farklı pozisyonlar alabilir. AB, yeşil mutabakat kapsamında iklim finansmanını artırmayı planlarken, Çin ise kendi kalkınma bankaları aracılığıyla yeşil enerji yatırımlarını sürdürüyor. Bu durum, küresel iklim liderliğinde bir boşluk yaratabilir ve jeopolitik rekabetin yeni bir boyutunu oluşturabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın bahar toplantılarında bu konu masaya yatırılacak. Gelişmekte olan ülkeler, iklim finansmanı olmadan yeşil dönüşümü finanse edemeyeceklerini ve borç krizinin derinleşebileceğini belirtiyor. Öte yandan, özel sektörün iklim yatırımlarındaki payı artırılmaya çalışılsa da, kamu finansmanı olmadan bu boşluğun doldurulması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin çok taraflı kalkınma bankalarını iklim hedeflerinden vazgeçirmeye yönelik baskısı, Türkiye'nin yeşil dönüşüm finansmanı için önemli riskler barındırıyor. Türkiye, Dünya Bankası ve EBRD gibi kuruluşlardan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve iklim uyum projeleri için önemli fonlar sağlıyor. İklim hedeflerinin terk edilmesi halinde, bu kaynakların azalması veya koşulların değişmesi söz konusu olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki 2053 net sıfır hedefi için uluslararası finansmana ihtiyacı devam ediyor. ABD'nin bu tutumu, Türkiye'nin yeşil mutabakat sürecini yavaşlatabilir ve enerji dönüşümünde alternatif finansman arayışlarını gündeme getirebilir.