Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ural Dağları'ndaki Tsentr-2026 askeri tatbikatını izlediği sırada, Çin askerleri Rusya, Belarus ve diğer ülkelerin güçleriyle birlikte eğitim yapıyordu. 47.000'den fazla askeri personelin katıldığı tatbikat, modern savaş derslerini içeriyor. Bu tablo, ABD, Japonya ve Polonya arasında şekillenen yeni stratejik üçgenin önemini artırıyor. Söz konusu üçlü işbirliği, Batı'nın Rusya ve Çin'e karşı 'barışçıl savaş' olarak adlandırılan yeni bir caydırıcılık stratejisini gündeme getiriyor.
Stratejik üçgenin arka planı
ABD, Japonya ve Polonya arasındaki işbirliği son yıllarda savunma, ekonomi ve teknoloji alanlarında hızla derinleşiyor. Polonya, NATO'nun doğu kanadında Rusya'ya karşı en hassas noktalardan biri olarak öne çıkarken, Japonya da Çin'in Hint-Pasifik'teki yükselişine karşı ABD'nin en güçlü müttefiklerinden biri konumunda. Polonya'nın son dönemde ABD ile imzaladığı büyük savunma anlaşmaları, Patriot hava savunma sistemleri ve F-35 savaş uçakları gibi ileri teknoloji silah alımlarını kapsıyor. Japonya ise savunma bütçesini artırarak karşı saldırı kabiliyetlerini güçlendirme kararı aldı.
Tsentr-2026 tatbikatı, Rusya ve Çin'in ortak askeri kapasitesini gözler önüne serdi. Tatbikatta Çin'in asker sayısı ve teçhizatı dikkat çekerken, bu durum ABD ve müttefiklerinin Asya ve Avrupa'da eşzamanlı tehditlerle karşı karşıya olduğu gerçeğini pekiştiriyor. ABD'nin iki cepheli bir strateji izlemesi, Japonya ve Polonya gibi bölgesel güçlerle daha sıkı işbirliğini zorunlu kılıyor. Bu üçgen, yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bir ittifak olarak da şekilleniyor. Çip üretimi, yapay zeka ve uzay teknolojileri gibi alanlarda ortak projeler gündemde.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD, Japonya ve Polonya arasındaki stratejik yakınlaşma, küresel güç dengelerinde yeni bir kırılma noktası oluşturuyor. Bu üçgen, NATO'nun Avrupa'daki rolünü tamamlayıcı nitelikte. Polonya, Avrupa'da ABD'nin en sadık müttefiklerinden biri olarak öne çıkarken, Japonya da Asya'da benzer bir işlev görüyor. İki ülke arasında doğrudan bir savunma işbirliği henüz erken aşamada olsa da, ABD'nin arabuluculuğuyla bu bağın güçlenmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu tür bir üçlü yapının 'barışçıl savaş' stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor. Barışçıl savaş, askeri çatışma olmaksızın ekonomik baskı, teknolojik üstünlük ve ittifak ağlarıyla rakipleri dizginleme anlamına geliyor.
Rusya ve Çin'in askeri tatbikatları, Batı'nın bu stratejiye yanıt vermesini hızlandırıyor. Tsentr-2026, Rusya'nın Ural Dağları'ndaki geniş çaplı tatbikatı, Çin'in artan katılımıyla dikkat çekiyor. Tatbikatta 47.000 asker, binlerce tank, uçak ve insansız hava aracı yer aldı. Bu tatbikat, Rusya'nın Batı'ya karşı Çin ile olan askeri işbirliğini derinleştirdiğini gösteriyor. Aynı zamanda Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerle de ilişkilerini güçlendiren Moskova ve Pekin, Batı ittifakına karşı bir blok oluşturma çabasında. ABD'nin Japonya ve Polonya ile geliştirdiği üçlü mekanizma, bu bloğa karşı bir denge unsuru olarak tasarlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak bu stratejik üçgenin dışında kalmamakla birlikte, Rusya ve Çin ile geliştirdiği çok yönlü ilişkiler nedeniyle hassas bir denge politikası izliyor. ABD-Japonya-Polonya hattının güçlenmesi, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu yeniden tanımlamasını gerektirebilir. Özellikle savunma sanayii ve enerji alanında Rusya'ya bağımlılığı olan Türkiye için, bu tür bir üçlü yapı, alternatif işbirlikleri sunabilir. Ancak Türkiye'nin kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda hareket etmesi, bu üçgenin bir parçası olup olmamasından daha belirleyici olacak. Karadeniz ve Akdeniz'deki güç dengeleri, Türkiye'nin pozisyonunu etkileyecek.