ABD'de tarım dışı istihdamın beklentileri aşması, Federal Rezerv'in (Fed) faiz indirimlerine yönelik piyasa beklentilerini köreltti ve altının ons fiyatındaki kazançların bir kısmını geri vermesine neden oldu. Cuma günü açıklanan verilere göre, ABD ekonomisi Aralık ayında 256 bin yeni iş eklerken, işsizlik oranı yüzde 4,1'e geriledi. Bu rakamlar, piyasanın 165 binlik tahmininin oldukça üzerinde gerçekleşti. Güçlü işgücü piyasası, enflasyonla mücadelede Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği anlamına geliyor. Bu durum, getirisi olmayan bir varlık olarak altın için olumsuz bir rüzgar oluşturuyor. Haberin ardından spot altın ons başına 2.690 dolar civarına gerilerken, daha önceki seviyelerine göre kısmi bir daralma yaşadı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Merkez Bankası, 2024 yılı boyunca faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutarak enflasyonu kontrol altına almaya çalışıyor. Fed Başkanı Jerome Powell, daha önce yaptığı açıklamalarda, enflasyonun yüzde 2 hedefine düşene kadar faiz indirimine gitmeyeceklerini vurgulamıştı. Aralık ayı istihdam verileri, ekonominin ısınmaya devam ettiğini ve işgücü piyasasının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Ortalama saatlik kazançlar da aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,9 artış kaydetti. Bu veriler, ücret enflasyonunun hala yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine işaret ediyor. Piyasalar, Fed'in ilk faiz indirimini Mayıs ayına kadar beklemiyor; hatta bazı analistler indirimin Haziran veya daha sonrasına sarkabileceğini öngörüyor.
Altın fiyatları, 2024 yılında jeopolitik gerginlikler ve merkez bankalarının alımları sayesinde güçlü bir performans sergilemişti. Ancak Fed'in faiz indirim beklentilerinin ertelenmesi, altının cazibesini azaltıyor. Yatırımcılar, faiz getirisi olmayan altın yerine tahvil gibi getirili varlıklara yöneliyor. Dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi de altın üzerinde baskı yaratıyor. Doların değer kazanması, diğer para birimleri kullanan yatırımcılar için altını daha pahalı hale getiriyor.
Teknik analizde, altının ons başına 2.700 dolar seviyesi direnç olarak takip ediliyor. Bu seviyenin aşılması durumunda yükselişin devam edebileceği, ancak 2.640 doların altına inilmesi halinde düşüş trendinin hızlanabileceği belirtiliyor. Piyasalar, önümüzdeki günlerde açıklanacak ABD enflasyon verilerine odaklanmış durumda. Enflasyonun beklentilerin altında gelmesi, faiz indirim beklentilerini canlandırabilir ve altına destek sağlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel ekonomideki belirsizliklerin bir yansıması. ABD verilerinin yanı sıra, Orta Doğu'da devam eden gerginlikler ve Çin ekonomisindeki yavaşlama da yatırımcıların güvenli liman talebini canlı tutuyor. Özellikle Altın, ABD faiz politikalarına duyarlı olmasına rağmen, jeopolitik risklerin artması durumunda yeniden yukarı yönlü hareket edebilir.
Küresel merkez bankalarının altın alımları, altın fiyatlarına taban oluşturuyor. 2024 yılında Çin, Polonya ve Singapur gibi ülkeler rezervlerini çeşitlendirmek için altın alımını sürdürdü. Bu trend, altına olan fiziksel talebi artırarak fiyatları destekliyor. Diğer yandan, borsalardaki yükseliş ve kripto paralara olan ilgi, altından fon çıkışlarına yol açabiliyor.
Gelişmekte olan ülkeler, ABD faizlerinin yüksek kalmasından olumsuz etkileniyor. Yüksek dolar ve faizler, bu ülkelerin borç yükünü artırıyor ve para birimlerini değer kaybettirebiliyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasalardaki yatırımcıların altın talebini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yüksek faizlerin devam etmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için doğrudan etkiler yaratıyor. Güçlü dolar, TL üzerinde baskı oluşturabilir ve ithalat maliyetlerini artırabilir, bu da enflasyonist baskıyı canlı tutabilir. Öte yandan, Türkiye'nin altın ithalatı yüksek seyrediyor; yurt içi yatırımcılar enflasyondan korunmak için altına yöneliyor. Altın fiyatlarındaki düşüş, yurt içi piyasalarda bir süre daha istikrar sağlayabilir. Ancak, Fed'in faiz indirimlerine gitmemesi, Türk Merkez Bankası'nın faiz politikalarında daha temkinli olmasını gerektirebilir. Küresel likidite koşullarının sıkışması, Türkiye'ye yönelen sermaye akışlarını azaltabilir. Bu nedenle, ABD verileri Türk piyasaları açısından yakından izlenmeye devam edilecek.