ABD ekonomisi, Haziran 2024'te beklentilerin oldukça altında bir istihdam artışı kaydetti. Tarım dışı istihdam, Dow Jones anketine göre 115 bin olan piyasa beklentisinin çok gerisinde kalarak sadece 57 bin arttı. Aynı dönemde işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 0,1 puanlık düşüşle yüzde 4,2 seviyesine geriledi. Bu veri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikaları açısından kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
İstihdam Piyasasında Sürpriz Yavaşlama
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Haziran ayında tarım dışı istihdam artışı 57 bin ile son ayların en düşük seviyesine indi. Piyasa analistleri, iş gücü piyasasının soğumaya başladığını ve bunun enflasyonla mücadelede Fed'in elini rahatlatabileceğini belirtiyor. Ancak istihdam artışının beklenenden düşük olması, ekonomik büyümenin yavaşladığına dair endişeleri de beraberinde getirdi.
Öte yandan işsizlik oranındaki düşüş, iş gücüne katılım oranının azalmasından kaynaklandı. Çalışma Bakanlığı verilerine göre, iş gücüne katılım oranı yüzde 62,5 ile bir önceki aya göre 0,1 puan geriledi. Bu durum, iş bulma ümidini kaybetmiş kişilerin iş gücü dışına çıktığına işaret ediyor.
Küresel Piyasalara Yansımaları
ABD istihdam verilerinin beklenenden zayıf gelmesi, küresel piyasalarda hareketliliğe yol açtı. Dolar endeksi, verinin ardından değer kaybederken, ABD hazine tahvil faizlerinde düşüş görüldü. Yatırımcılar, Fed'in Eylül ayında faiz indirimine gidebileceği beklentisiyle riskli varlıklara yöneldi. Avrupa ve Asya borsalarında da karışık bir seyir izlendi.
Analistler, ABD ekonomisindeki resesyon endişelerinin yeniden alevlenebileceği uyarısında bulunurken, enflasyonun hedef seviye olan yüzde 2'ye düşmesi için iş gücü piyasasının soğumasının gerekli olduğunu ifade ediyor. Bu noktada Fed'in önümüzdeki dönemde atacağı adımlar, küresel ekonomik görünüm açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD istihdam verilerinin beklentilerin altında kalması, Türkiye ekonomisi açısından birkaç kanaldan etki yaratabilir. Öncelikle, Fed'in faiz indirim döngüsüne girmesi halinde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışı artabilir. Bu durum, Türkiye gibi kırılgan ekonomiler için dış finansman koşullarının iyileşmesi anlamına gelebilir. Ayrıca, doların zayıflaması TL'nin değer kazanmasına katkıda bulunabilir. Ancak, ABD'de resesyon endişelerinin güçlenmesi, küresel talebin daralmasına yol açarak Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla veri, Türkiye açısından karmaşık bir görünüm sunuyor.