ABD Çalışma Bakanlığı'nın Perşembe günü açıkladığı verilere göre, 15 Ağustos ile biten haftada işsizlik maaşı başvuruları 6 bin kişilik düşüşle 206 bine geriledi. Bu rakam, işgücü piyasasının tarihsel olarak düşük seviyelerde seyretmeye devam ettiğini ve genel olarak az sayıda işten çıkarma yaşandığını gösteriyor. Bloomberg Televizyonu'ndan Enda Curran'ın aktardığı veriler, ABD ekonomisinin yavaşlayan büyümeye rağmen işgücü piyasasındaki direncini koruduğunu ortaya koyuyor. Piyasa analistleri, bu seviyelerin işverenlerin mevcut çalışanları ellerinde tutma eğiliminde olduğunu ve ekonominin resesyona girmekten kaçındığına dair önemli bir sinyal olduğunu belirtiyor.
İşgücü Piyasasındaki Direnç ve Ekonomik Göstergeler
Haftalık işsizlik başvuruları, ekonominin sağlığına dair en güncel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Son veriler, işsizlik başvurularının 200 binin hemen üzerinde seyrettiği bir dönemde geldi. Bu seviyeler, salgın öncesi dönemdeki ortalamalarla karşılaştırıldığında oldukça düşük. Örneğin, 2019 yılında haftalık başvurular ortalama 218 bin civarındaydı. Bu durum, ABD ekonomisinin hâlâ güçlü bir işgücü talebiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Federal Rezerv'in (Fed) faiz oranlarını 23 yılın en yüksek seviyesine çıkarmasına rağmen işsizlik oranı düşük kalmaya devam ediyor. Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 3,5 olarak kaydedilmişti. Fed yetkilileri, enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırımlarına devam ederken, işgücü piyasasındaki bu direnç, ekonominin yumuşak iniş yapabileceği beklentilerini güçlendiriyor. Ancak bazı ekonomistler, sıkılaşan para politikasının etkilerinin zamanla hissedilebileceği ve işsizlik başvurularının önümüzdeki aylarda artabileceği uyarısında bulunuyor.
Veriler, imalat ve hizmet sektörlerinde işten çıkarmaların sınırlı kaldığını gösteriyor. Özellikle teknoloji ve finans sektörlerinde geçen yıl başlayan işten çıkarma dalgasının yavaşladığı görülüyor. Buna karşın, küçük işletmelerin işe alım konusunda daha temkinli davrandığı belirtiliyor. Ayrıca, bazı büyük şirketlerin yeniden yapılanma süreçlerinde küçük çaplı işten çıkarmalar yaptığı ancak genel tablonun olumlu olduğu ifade ediliyor.
Küresel Ekonomik Görünüm ve Piyasa Etkileri
ABD işgücü piyasasındaki bu olumlu tablo, küresel ekonomik görünüm açısından da önemli sinyaller veriyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin resesyona girmemesi, küresel ticaret ve büyüme beklentileri açısından kritik. Avrupa ve Çin'de büyüme endişeleri sürerken, ABD'nin dayanıklılığı küresel piyasalara destek sağlıyor. İşsizlik başvurularındaki düşüş, dolar endeksinin güçlenmesine ve ABD tahvil getirilerinin yükselmesine katkıda bulunabilir.
Piyasa analistleri, Fed'in faiz kararlarında işgücü piyasası verilerini yakından takip ettiğini hatırlatıyor. Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını ancak işgücü piyasasında aşırı soğuma görülmesi durumunda politikalarını gözden geçirebileceklerini belirtmişti. Bu nedenle, önümüzdeki haftalarda açıklanacak olan tarım dışı istihdam ve işsizlik oranı verileri büyük önem taşıyor.
UBS Global Wealth Management stratejistleri, işsizlik başvurularındaki düşüşün ekonominin hâlâ ısındığını gösterdiğini ve bunun Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına neden olabileceğini öne sürüyor. Bu durum, hisse senedi piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir. Ancak, genel eğilim, ABD ekonomisinin kademeli bir yavaşlama yaşadığı ancak sert bir inişten kaçındığı yönünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD işgücü piyasasındaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı etkiler barındırıyor. Güçlü ABD ekonomisi, küresel talebin canlı kalmasına yardımcı olarak Türkiye'nin ihracatına olumlu yansıyabilir. Ancak, Fed'in yüksek faiz politikasını sürdürmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarına ve TL üzerinde baskıya neden olabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikası ve rezerv birikimi, bu baskıları hafifletmeye çalışsa da, küresel finansal koşullar kritik önemde. Ayrıca, ABD'de işsizliğin düşük seyretmesi, küresel tedarik zincirlerinin sağlıklı işlediğine işaret ediyor; bu da Türkiye'nin ara malı ithalatında maliyet istikrarı sağlayabilir. Önümüzdeki dönemde ABD verileri, Türkiye'nin dış denge ve cari açık dinamikleri üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.