Gazze'deki çatışmaların üçüncü yılına girilirken, ABD'nin İsrail'e yönelik askeri yardımı ve silah transferleri değişmeden sürüyor. Washington yönetimi, İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak gerekçesiyle yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım paketini ve ek silah satışlarını sürdürme kararlılığını korurken, ABD kamuoyunda İsrail'e verilen desteğin sorgulandığına dair işaretler giderek güçleniyor.
Yardımın Hukuki ve Tarihsel Arka Planı
ABD ile İsrail arasındaki askeri işbirliği, 2016 yılında imzalanan ve 2019-2028 yıllarını kapsayan on yıllık Mutabakat Zaptı'na (MoU) dayanıyor. Bu anlaşma çerçevesinde ABD, İsrail'e yılda ortalama 3,8 milyar dolar askeri yardım sağlıyor. Bunun 3,3 milyar doları doğrudan askeri finansman, 500 milyon doları ise ortak füze savunma programları için ayrılmış durumda. Gazze'deki savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana, ek silah satışları ve transferlerle bu rakamın önemli ölçüde arttığı belirtiliyor.
ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulayarak, özellikle Demir Kubbe (Iron Dome), Davut Sapanı (David's Sling) ve Arrow füze savunma sistemleri için sağlanan desteğin stratejik bir zorunluluk olduğunu savunuyor. Kongre'deki iki partili desteğin büyük ölçüde korunduğu, ancak son dönemde bazı Demokrat Partili milletvekillerinin silah transferlerine şart koyma çağrılarının arttığı gözlemleniyor.
İsrail'in askeri operasyonlarında ABD yapımı silahların kullanılması, uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açıyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil kayıpların yüksekliğine dikkat çekerek, silah transferlerinin uluslararası hukuka uygunluğunu sorguluyor. ABD'nin kendi yasaları çerçevesinde de, silah yardımı alan ülkelerin insan hakları ihlallerine karışması durumunda yardımın askıya alınabileceğine dair düzenlemeler bulunuyor; ancak bugüne kadar bu mekanizmalar İsrail'e yönelik yaptırım amacıyla kullanılmadı.
Kamuoyundaki Değişim ve Siyasi Yansımalar
ABD kamuoyunda İsrail'e verilen askeri desteğe yönelik tutumlar, özellikle genç seçmenler ve Demokrat Parti tabanında belirgin şekilde değişiyor. Son anketler, Amerikalıların önemli bir bölümünün Gazze'deki savaşa verilen destekten rahatsız olduğunu ve silah sevkiyatının durdurulmasını veya şartlara bağlanmasını istediğini gösteriyor. Üniversite kampüslerindeki protestolar, Kongre'deki duruşmalar ve sivil toplum kuruluşlarının raporları, bu değişimin somut göstergeleri arasında.
Başkanlık seçimleri ve Kongre ara seçimleri yaklaşırken, her iki parti de bu hassas dengeyi yönetmeye çalışıyor. Cumhuriyetçiler genel olarak İsrail'e koşulsuz destek verirken, Demokratlar içinde İsrail yanlısı ve Filistin yanlısı kanatlar arasındaki gerilim artıyor. Beyaz Saray, İsrail'e desteğin süreceğini ancak insani yardımın artırılması ve sivil kayıpların azaltılması konusunda da baskı yapıldığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İsrail'e askeri yardımı, Orta Doğu'daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. İran, Hizbullah ve diğer bölgesel aktörler, ABD'nin İsrail'e verdiği desteği kendi güvenlik tehditleri açısından merkezi bir unsur olarak görüyor. Bu durum, bölgesel gerilimin tırmanmasına ve vekil savaşlarının derinleşmesine katkıda bulunuyor. Aynı zamanda, ABD'nin uluslararası itibarı ve insan hakları söylemi ile fiili politikaları arasındaki tutarsızlık, küresel düzeyde eleştirilere yol açıyor.
Avrupa Birliği ve diğer müttefikler, ABD'nin pozisyonunu yakından izlerken, bazı ülkeler İsrail'e silah satışlarını kısıtlama veya askıya alma yoluna gitti. Bu durum, transatlantik ilişkilerde de farklılıklara işaret ediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail yetkilileri hakkındaki soruşturmaları ve olası tutuklama kararları, ABD'nin tutumunu daha da karmaşık hale getiriyor.
Küresel kamuoyunda ise, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, Washington'un uluslararası sistemdeki meşruiyetini zayıflatan bir faktör olarak öne çıkıyor. Özellikle Küresel Güney ülkeleri, Filistin meselesini sömürgecilik karşıtı bir mücadele olarak görüyor ve ABD'nin tutumunu çifte standart olarak değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İsrail'e askeri yardımı, Türkiye'nin dış politikası ve güvenlik algıları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Gazze'deki insani krizi ve İsrail'in askeri operasyonlarını sert biçimde eleştirirken, ABD'nin koşulsuz desteğini bölgesel istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri olarak görüyor. Bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde var olan gerilimleri derinleştiriyor; özellikle savunma sanayii işbirliği ve F-16 satışları gibi konularda Türkiye'nin elini zayıflatıyor. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği destek, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle (İran, Katar, Hamas) yürüttüğü diplomasi ve arabuluculuk çabalarını da etkiliyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını sürdürerek, ABD'nin tutumunu dengelemeye çalışıyor.