ABD yönetimi, İsrail'e 2.000 librelik (yaklaşık 900 kilogram) ağır bombaların satışını onayladı. Askeri mühimmat uzmanları, bu büyüklükteki bombaların ABD güçleri tarafından yoğun nüfuslu bölgelerde neredeyse hiç kullanılmadığını belirtiyor. Satış, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarında sivil kayıpları artırabileceği endişesiyle tartışma konusu oldu.
Satışın Arka Planı ve Bombaların Özellikleri
ABD'nin İsrail'e yönelik silah satışları, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde başlayan stratejik ortaklığın bir parçası. Son yıllarda özellikle 2.000 librelik MK-84 gibi güdümsüz bombalar ve JDAM (Joint Direct Attack Munition) kitleriyle güdümlü hale getirilen mühimmatlar İsrail'e sevk ediliyor. Bu bombalar, bir uçak tarafından bırakıldığında yaklaşık 15 metre çapında bir patlama alanı yaratıyor ve çevresindeki yapılarda ağır hasara yol açıyor.
Mühimmat uzmanlarına göre ABD ordusu, bu tür ağır bombaları sivil yerleşimlerin yoğun olduğu kentsel alanlarda kullanmaktan kaçınıyor. Örneğin, ABD'nin Afganistan ve Irak'taki operasyonlarında genellikle daha küçük çaplı (500 libre veya 250 libre) bombalar tercih edildi. Zira 2.000 librelik bir bomba, hedefin yanı sıra çevredeki sivil altyapıya da geniş çaplı zarar verebiliyor.
İsrail, bu bombaları Gazze'deki Hamas hedeflerine yönelik operasyonlarda kullanmak istiyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, yoğun nüfuslu bölgelerde bu tür silahların kullanımının orantılılık ilkesini ihlal edebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze'de sivil kayıpların önemli bir kısmı ağır bombalardan kaynaklanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İsrail'e silah satışı, sadece askeri değil diplomatik bir mesele. ABD Kongresi'nde bazı senatörler ve temsilciler, satışın insan hakları ihlallerine katkıda bulunabileceğini savunarak karşı çıkıyor. 2024 yılında yapılan bir oylamada, Temsilciler Meclisi'nde satışı durdurmaya yönelik bir önerge reddedilmişti. Ancak kamuoyu baskısı artıyor.
Uluslararası Arenada ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) soruşturmaları ve insan hakları örgütlerinin raporları, silah transferlerinin uluslararası hukuka uygunluğunu sorguluyor. ABD'nin bu satışı, NATO müttefikleri arasında da farklı yorumlara yol açıyor. Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail'e silah ihracatını kısıtlama eğiliminde.
Bölgesel güç dengesi açısından, İsrail'in ağır bombalara erişimi, caydırıcılık kapasitesini artırırken, İran ve Hizbullah gibi aktörlere karşı bir mesaj niteliği taşıyor. Ancak bu durum, bölgede tansiyonu yükseltebilir ve sivil kayıpların artmasıyla İsrail'in uluslararası meşruiyetini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü savunuyor ve Gazze'deki sivil kayıpları şiddetle eleştiriyor. ABD'nin İsrail'e ağır bomba satışı, Türkiye'nin bölgedeki barış çabalarını ve insani diplomasisini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi savunma sanayii ve ABD ile olan F-16 tedarik süreci gibi konularda bu tür satışların yarattığı iklim, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Türkiye, NATO içinde bu konuda denge politikası izlerken, kamuoyunda ABD'ye yönelik tepki artabilir.