ABD yönetimi, İsrail'e 40 bin adet bomba ve ilgili mühimmatı kapsayan 2,8 milyar dolarlık bir silah satışı planını Kongre'ye sundu. Anlaşma, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını sürdürme kapasitesini artırmayı amaçlarken, uluslararası alanda sivil kayıplara ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Satışın onaylanması halinde, ABD'nin İsrail'e yönelik askeri desteği yeni bir boyuta taşınacak.
Anlaşmanın Kapsamı ve Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan paket, 40 bin adet Mk-84 ve GBU-39 tipi bomba ile bunlara ait güdüm kitlerini içeriyor. Söz konusu mühimmat, İsrail Hava Kuvvetleri'nin uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli saldırı kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Anlaşmanın toplam değeri 2,8 milyar dolar olarak açıklandı. Kongre'ye sunulan bildirim, yasama sürecinin ilk adımı olup, onaylanması durumunda teslimatların 2025 yılından itibaren başlaması bekleniyor.
ABD'nin İsrail'e yönelik askeri yardımları yıllardır devam ediyor; ancak bu büyüklükteki bir bomba satışı, özellikle Gazze'deki çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde dikkatleri üzerine çekti. İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana Hamas'a karşı geniş çaplı bir askeri operasyon yürütüyor. ABD yönetimi, İsrail'in meşru müdafaa hakkını vurgularken, aynı zamanda sivil altyapının korunması ve insani yardımların ulaştırılması çağrılarını yineliyor. Ancak eleştirmenler, bu tür silah sevkiyatlarının İsrail'in askeri operasyonlarını cesaretlendirdiğini ve ateşkes çabalarını zayıflattığını savunuyor.
Anlaşmanın Kongre'deki durumu belirsizliğini koruyor. Bazı Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, insani durumu gerekçe göstererek satışa itiraz edebileceklerini belirtti. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ise İsrail'in güvenliğine olan bağlılığını yineliyor ve anlaşmanın savunma işbirliğinin bir parçası olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin İsrail'e silah satışı, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltebilir. İran ve Hizbullah gibi aktörler, ABD'nin tutumunu provokasyon olarak değerlendirebilir. Ayrıca, anlaşma, ABD'nin uluslararası hukuk ve insan hakları konusundaki tutarlılığını sorgulatan bir unsur olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Gazze'de sivil kayıpların artmasından endişe duyduklarını ifade etti. Avrupa Birliği ülkeleri arasında da silah ihracatına yönelik kısıtlamalar tartışılıyor; İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, İsrail'e silah satışını askıya alma sinyali vermişti. ABD'nin bu adımı, transatlantik ilişkilerde de görüş ayrılıklarına yol açabilir.
Öte yandan, anlaşma, ABD'nin İsrail'e olan stratejik bağlılığını pekiştirirken, Çin ve Rusya gibi rakip güçlerin Orta Doğu'daki etkisini dengeleme amacı taşıyor. Çin, geçtiğimiz aylarda Filistinli gruplar arasında arabuluculuk yapmış ve bölgede artan bir diplomatik nüfuz sergilemişti. ABD'nin silah sevkiyatı, bu nüfuz mücadelesinde bir karşı hamle olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İsrail'e yönelik geniş çaplı bomba satışı, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı tutumunu sert bir şekilde dile getirirken, ABD ile İsrail arasındaki askeri işbirliğinin derinleşmesi, Ankara'nın bölgesel denge hesaplarını etkiliyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile savunma alanında işbirliğini sürdürürken, Washington'un İsrail'e koşulsuz desteği, ikili ilişkilerde zaman zaman gerginlik yaratabiliyor. Ayrıca, silah sevkiyatı, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve bölgesel güvenlik stratejileri üzerinde dolaylı baskı oluşturabilir. Ankara, ateşkes ve iki devletli çözüm çağrılarını yinelerken, ABD'nin bu adımı, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Uzun vadede, ABD-İsrail ekseninin güçlenmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki manevra alanını daraltabilir.