ABD, İranlı demokrasi yanlısı bir aktivisti, kendisiyle hiçbir bağı bulunmayan Orta Afrika Cumhuriyeti'ne (OAC) sınır dışı etti. Aktivistin avukatı, bu transferi "aşırı tehlikeli" olarak nitelendirdi. Reuters'ın haberine göre, aktivistin kimliği güvenlik gerekçesiyle gizli tutulurken, sınır dışı işleminin bu hafta başında gerçekleştiği belirtildi. Olay, ABD'nin göçmenlik politikaları ve İranlı muhaliflere yönelik muamelesi konusunda yeni soru işaretleri yarattı.
Gelişmenin arka planı
Avukatı tarafından yapılan açıklamada, müvekkilinin İran'da demokrasi ve insan hakları için mücadele eden bir aktivist olduğu, bu nedenle İran yönetimi tarafından hedef alındığı ifade edildi. ABD'ye sığınma talebinde bulunan aktivist, uzun süredir gözaltında tutuluyordu. Avukat, müvekkilinin Mayıs 2025'te Virginia'daki bir gözaltı merkezinden alınarak önce New York'a, oradan da doğrudan Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui'ye uçurulduğunu belirtti. Transfer sırasında aktivistin herhangi bir hukuki danışmana erişiminin olmadığı ve kendisine sınır dışı edileceği yer hakkında önceden bilgi verilmediği iddia edildi.
Orta Afrika Cumhuriyeti, dünyanın en yoksul ve en istikrarsız ülkelerinden biri olarak biliniyor. Ülkede 2013'ten bu yana süren silahlı çatışmalar, insani krizi derinleştiriyor. Aktivistin, İran'daki protestolara katıldığı ve bu nedenle Tahran yönetimi tarafından arandığı, ABD'nin de bu durumu dikkate alarak sığınma talebini reddettiği belirtiliyor. Ancak insan hakları örgütleri, aktivistin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi yerine OAC'ye sınır dışı edilmesini eleştiriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, ABD'nin sığınma talebinde bulunan İranlı muhaliflere yönelik politikasının sorgulanmasına yol açtı. İran'da 2022'de Mahsa Amini'nin ölümünün ardından başlayan protesto dalgası, yüzbinlerce kişinin sokaklara dökülmesine neden olmuş, birçok aktivist ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. ABD, bu aktivistlerin bir kısmına sığınma hakkı tanırken, bazıları ise uzun süren yasal süreçlerle karşı karşıya kalıyor. Orta Afrika Cumhuriyeti'ne sınır dışı edilen aktivistin durumu, Washington'ın insan hakları konusundaki çifte standardının bir örneği olarak yorumlanıyor.
Diplomatik kaynaklar, OAC hükümetinin bu transfer konusunda ABD ile önceden anlaştığını ancak aktivistin güvenliğine ilişkin herhangi bir garanti verilmediğini belirtiyor. Bangui yönetimi, ülkesinde İranlı bir aktivistin bulunmasından rahatsızlık duyabileceği gibi, aynı zamanda Washington ile ilişkilerini zedelemek istemiyor. İran ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Uzmanlar, Tahran'ın bu durumu ABD aleyhine propaganda malzemesi olarak kullanabileceğini ve bölgedeki nüfuz mücadelesinde koz olarak değerlendirebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İranlı muhalifler için sıkça geçiş ülkesi veya sığınma noktası olarak kullanılıyor. Bu tür bir sınır dışı, ABD'nin mülteci politikalarındaki tutarsızlığı gösterirken, Türkiye'nin İranlı aktivistlere yönelik muamelesini de gündeme getirebilir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle Tahran'ın muhalifler konusunda hassasiyetini dikkate almak zorunda. Ancak Ankara, insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilen Tahran yönetimiyle ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile dengeli bir dış politika yürütme çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, Türkiye'de bulunan İranlı muhaliflerin durumu, iki ülke arasında zaman zaman gerilim konusu oluyor.