ABD, İran'a yönelik askeri operasyonlarının yeni bir dalgasını başlattı. Pentagon kaynaklarına göre, son 24 saat içinde İran'ın askeri tesislerine ve insansız hava aracı üslerine yönelik yoğun füze ve drone saldırıları düzenlendi. Saldırıların, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerden geçiş ücreti talep etmesi ve bölgede seyir için izin şartı getirmesinin ardından geldiği belirtiliyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıların ardından yaptığı açıklamada, "Bu tür eylemler, diplomatik çabaları tamamen anlamsız kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Gerilim, bölgesel enerji tedarik zincirlerini tehdit ederken, uluslararası toplumdan taraflara itidal çağrıları geliyor.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı'nda yeni gerilim
İran, son haftalarda Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker ve ticari gemilere yönelik denetimlerini sıkılaştırdı. Tahran yönetimi, boğazdan geçiş yapan tüm gemilerin İran'ın iznine tabi olması gerektiğini ve her gemi için sabit bir geçiş ücreti alınacağını duyurdu. Bu hamle, İran'ın uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirilen bir uygulama başlatması anlamına geliyor. ABD ve müttefikleri, bu adımı serbest denizcilik ilkesine doğrudan bir müdahale olarak değerlendiriyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın bu girişiminin küresel enerji piyasalarını istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu. Petrol fiyatları, haberin ardından varil başına 3 doların üzerinde yükseldi.
İran'ın bu adımı, geçmişte de benzer krizler yaşanan Hürmüz Boğazı'nda tansiyonu yeniden tırmandırdı. 2019'da İran'ın mayın döşediği şüphesiyle tankerlere el koyması ve 2020'de ABD'nin İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesi sonrası boğazda yaşanan gerginlikler, bugünkü krizin habercisiydi. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin ekonomik sıkışmışlıkla da bağlantılı olduğunu belirtiyor. ABD yaptırımları altında petrol ihracatını artırmakta zorlanan Tahran, alternatif gelir kaynakları yaratmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Diplomasi çıkmazı ve askeri tırmanma
ABD'nin yeni saldırı dalgası, diplomatik kanalların neredeyse tamamen tıkanmasına yol açtı. İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, acil olarak toplanan BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, "ABD'nin saldırgan eylemleri, müzakere masasını ateşe vermiştir" dedi. Washington ise, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki provokasyonlarına karşı askeri caydırıcılığın şart olduğunu savunuyor. ABD Dışişleri Bakanı, yaptığı yazılı açıklamada, "İran'ın uluslararası sularda korsanlık yapmasına izin vermeyeceğiz" ifadesini kullandı.
Bölge ülkeleri, tırmanan gerilim karşısında endişeli. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafsız kalmaya çalışırken, ekonomik çıkarlarının korunması için acil bir ateşkes çağrısı yaptı. Rusya ise, krizi fırsata çevirerek bölgedeki nüfuzunu artırmak istiyor; Moskova, İran'a askeri ve diplomatik destek sinyali verirken, ABD'ye itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği, arabuluculuk teklifini yineledi ancak tarafların şu an için diyaloğa yanaşmadığı belirtiliyor. Küresel enerji arz güvenliği açısından kritik olan boğazda olası bir kapatma, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin Hürmüz Boğazı merkezli olarak tırmanması, Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlıyor. Boğazda yaşanacak bir kriz, enerji maliyetlerini artırarak Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları körükleyebilir. Ayrıca, İran'la komşu olan Türkiye, sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında iş birliğine ihtiyaç duyarken, Tahran'ın uluslararası alanda yalnızlaşması, bu iş birliğini zora sokabilir. Türkiye, iki taraf arasında diplomatik bir köprü rolü üstlenmeye çalışsa da, tarafların askeri seçeneklere yönelmesi Ankara'nın manevra alanını daraltıyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini de olumsuz etkileyebilir.