ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'ın Basra Körfezi'ndeki müttefiklerine verdiği zararın boyutunu belirlemek ve bu zararların İran varlıkları kullanılarak onarılması için bir ekip kurdu. Üst düzey bir kaynağın Reuters'a yaptığı açıklamaya göre, söz konusu ekip İran'ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelere yönelik saldırılarının maliyetini hesaplayacak ve bu hesaplamalar doğrultusunda İran'ın dondurulmuş varlıklarının kullanımını değerlendirecek.
İran'ın Körfez ülkelerine yönelik tehditleri ve hasar tespiti
İran, son yıllarda Yemen'deki Husiler aracılığıyla Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik balistik füze ve drone saldırıları düzenledi. 2019 yılında Suudi Arabistan'ın Abqaiq ve Khurais petrol tesislerine yapılan saldırı, küresel petrol arzını %5 oranında kesintiye uğratmıştı. Ayrıca 2022'de Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarda sivil yerleşimler hedef alınmıştı. ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), İran'a ait yaklaşık 100 milyar dolarlık varlığın dondurulduğunu tahmin ediyor. Bu varlıkların büyük bölümü Çin, Güney Kore ve Irak'taki bankalarda tutuluyor. Bessent'in talimatıyla oluşturulan ekip, bu varlıkların hukuki statüsünü ve tazminat amaçlı kullanılabilirliğini araştıracak.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir yaptırım stratejisi mi?
Bu girişim, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının yeni bir ayağı olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi döneminde başlatılan bu politika, Biden yönetiminde de devam etti. İran varlıklarına el koyma planı, uluslararası hukuk açısından tartışmalı. Devletlerin egemenlik dokunulmazlığı ilkesi gereği, İran'ın resmi varlıklarına el konulması Lahey Adalet Divanı'nda dava konusu olabilir. Ancak ABD, İran'ın terörizmi desteklediği gerekçesiyle bu varlıkları 'düşman mülkiyeti' olarak sınıflandırabilir. Eğer uygulanırsa, bu hamle İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmakla kalmayıp, Çin ve Rusya gibi ülkelerle olan ekonomik ilişkilerini de zora sokabilir. Öte yandan, Körfez ülkelerinin yeniden inşa maliyetinin 500 milyar doları bulabileceği belirtiliyor. Bu rakam, İran'ın dondurulmuş varlıklarının çok üzerinde olduğu için, ABD'nin asıl amacının İran'ı diplomatik ve ekonomik olarak köşeye sıkıştırmak olduğu düşünülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran ile olan ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. ABD'nin İran varlıklarına el koyarak Körfez ülkelerini tazmin etme planı, İran ekonomisi üzerinde ek baskı yaratacak. Türkiye, İran ile 2023 yılında 7,5 milyar dolarlık ticaret hacmine sahipti ve doğal gaz ihtiyacının yaklaşık %10'unu İran'dan karşılıyor. Ekonomik sıkışıklık, İran'ın Türkiye'ye olan enerji tedarikinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği savunma işbirlikleri göz önüne alındığında, Ankara'nın ABD'nin bu girişimine karşı temkinli bir denge politikası izlemesi bekleniyor. Bölgesel güvenlik açısından, İran'ın zayıflaması Körfez'deki dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir.