ABD ile İran arasında varılan barış anlaşmasının ardından Lübnan'da çatışmalarda gözle görülür bir azalma yaşanırken, İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında en az beş kişinin hayatını kaybetmesi, anlaşmanın bölgeye getirebileceği barış umutlarını gölgeledi. Lübnan medyasına göre, İsrail saldırıları başkent Beyrut'un güneyindeki bazı noktaları hedef alırken, ölenler arasında sivil olduğu belirtilen kişiler de bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasında imzalanan barış anlaşması, uzun süredir devam eden dolaylı çatışmaların taraflar arasında bir uzlaşıya varılmasıyla sonuçlandı. Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer programına yönelik kısıtlamalar ve ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması gibi maddeler yer alıyor. Ancak bu anlaşma, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda İran'ın nüfuz alanında bulunan ülkelerdeki durumu da doğrudan etkiliyor.
Lübnan, İran'ın bölgesel müttefiki Hizbullah'ın etkisi altında bulunuyor. Hizbullah'ın İran'dan aldığı lojistik ve mali destek, örgütün Lübnan'daki askeri ve siyasi varlığını sürdürmesinde kritik rol oynuyor. ABD-İran anlaşmasının ardından Hizbullah'ın çatışmaları azaltma yönünde adımlar attığı gözlemlenirken, İsrail'in güney Lübnan'daki hedeflere yönelik saldırıları devam ediyor. Bu çelişkili durum, anlaşmanın bölgede kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu akıllara getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran anlaşması, sadece ikili ilişkilerde bir dönüm noktası olmakla kalmamış, aynı zamanda Ortadoğu'da vekalet savaşlarının ve nüfuz mücadelelerinin şekillenmesinde de etkili olmuştur. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkeleri, anlaşmaya temkinli yaklaşırken, İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını da talep ediyor. Lübnan'daki durum ise bu büyük resmin bir parçası olarak, İran'ın bölgedeki etkisinin devam edip etmeyeceğine dair bir turnusol kâğıdı niteliği taşıyor.
İsrail saldırılarının zamanlaması dikkat çekiyor: ABD-İran anlaşmasından hemen sonra başlatılan bu operasyonlar, İsrail'in İran ve onun müttefiklerine karşı askeri üstünlüğünü koruma çabası olarak yorumlanabilir. İsrail, İran'ın Lübnan üzerinden kendisine yönelik tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğini açıkça ortaya koyarken, anlaşmanın İran'ı askeri olarak zayıflatmadığına inanıyor. Bu durum, Lübnan'da ateşkes çağrılarına rağmen çatışmaların tamamen sona ermesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması ve Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin Ortadoğu politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Lübnan'da istikrarın sağlanması, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve ticari ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ayrıca, Hizbullah'ın varlığı ve İran'ın nüfuzunun sürdüğü bir Lübnan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve terörle mücadele stratejileri açısından risk oluşturuyor. Anlaşmanın genişlemesi halinde, Türkiye'nin bölgede daha fazla dengeleyici rol üstlenmesi gerekebilir. Türk diplomatik çevreleri, Lübnan'daki barış sürecinin başarıya ulaşması halinde, bunun Suriye'deki istikrarsızlığı da olumlu etkileyebileceğini değerlendiriyor.