WASHINGTON, 12 Haziran - ABD'li üst düzey bir yetkili, İran ile nükleer anlaşma konusunda henüz bitiş çizgisine ulaşılmadığını ancak çok yaklaşıldığını ve önümüzdeki günlerde bir anlaşmaya imza atılabileceğini söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Tahran'la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ve kalan pürüzlerin giderilmesi için yoğun çaba harcandığını belirtti. Yetkili, anlaşmanın çerçevesinin büyük ölçüde belirlendiğini, ancak son teknik detayların henüz netleşmediğini ifade etti. İki taraf arasında uranyum zenginleştirme seviyesi, yaptırımların kapsamı ve denetim mekanizmaları gibi konularda son aşamaya gelindiği bildiriliyor. Anlaşmanın imzalanması halinde, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) yeniden canlandırılması ve İran'ın nükleer faaliyetlerinin uluslararası denetime açılması bekleniyor.
Müzakere sürecinin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, Nisan 2021'de Viyana'da başlamıştı. Avrupa Birliği'nin koordinatörlüğünde yürütülen görüşmelerde, ABD'nin 2018'de eski Başkan Donald Trump döneminde tek taraflı olarak çekildiği anlaşmaya geri dönülmesi hedefleniyor. Trump, anlaşmayı 'kötü' olarak nitelendirmiş ve İran'a yönelik ekonomik yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştu. Buna karşılık Tahran, uranyum zenginleştirme seviyesini anlaşmada belirlenen yüzde 3.67'nin çok üzerine çıkarmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) son raporlarında İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiğini doğrulamıştı. Bu oran, nükleer silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine tehlikeli derecede yakın olarak değerlendiriliyor. Yetkili, anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlayacağını ve UAEA denetimlerine tam uyum sağlayacağını vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın sağlanması, Orta Doğu'da önemli yankı uyandıracak. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına kesinlikle karşı çıkarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de anlaşmanın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini yakından izliyor. İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın da nükleer program geliştirme çabalarını etkileyebilir. Öte yandan, Rusya ve Çin, anlaşmanın yeniden canlandırılmasını desteklerken, Tahran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılması küresel enerji piyasalarında arz artışına yol açabilir. ABD'li yetkili, anlaşmanın sadece nükleer konuları kapsamadığını, aynı zamanda İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerine de belirli kısıtlamalar getirebileceğini ima etti. Ancak bu konularda henüz somut bir mutabakat sağlanmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 535 kilometrelik kara sınırına sahip olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle nükleer anlaşmanın sonuçlarından doğrudan etkilenecek. Anlaşmanın sağlanması, İran üzerindeki yaptırımların kaldırılmasına ve Türkiye-İran ticaretinin artmasına zemin hazırlayabilir. Ancak, ABD'nin etkisini bölgede yeniden artırması ve İran'ın nükleer programına getirilen kısıtlamalar, Türkiye'nin bağımsız dış politika manevra alanını da etkileyebilir. Ankara, bir yandan Batı ile ilişkilerini dengelemek, diğer yandan İran'la enerji ve ticari bağlarını sürdürmek zorunda kalacak.