ABD ile İran arasında yürütülen ve yıllardır süren gerginliği sona erdirmeyi hedefleyen mutabakat zaptının (memorandum of understanding) bazı detayları Salı günü ortaya çıkmaya başladı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmayı "adil bir anlaşma" olarak tanımlarken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da X platformunda yayımladığı bir videoda mutabakatın "iyi bir şey" olduğunu ifade etti. Anlaşmanın tam metninin önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2018 yılında Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla ciddi bir krize girmişti. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmadaki taahhütlerini askıya almıştı. İki ülke arasında zaman zaman doğrudan askeri çatışma noktasına varan gerginlikler yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Umman ve Katar'ın arabuluculuğunda başlayan gizli müzakereler, tarafların bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmasıyla sonuçlandı. Anlaşmanın, İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirmesi karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngördüğü belirtiliyor. Trump'ın "adil" olarak nitelendirdiği anlaşma, ABD iç siyasetinde de tartışmalara yol açtı. Cumhuriyetçi Parti'nin bazı sertlik yanlısı isimleri, İran'a verilen tavizlerin fazla olduğunu savunurken, Demokratlar ise anlaşmanın nükleer silahların yayılmasını önleme açısından önemli bir adım olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran mutabakatı, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu bölgesindeki dengeleri etkileme potansiyeline sahip. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, İran üzerindeki ekonomik baskının azalması ve bölgesel ticaretin canlanması bekleniyor. Ancak İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini dile getiriyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, daha önce İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın, İran'ın balistik füze programını da kapsaması gerektiğini belirtmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un anlaşmayı desteklemesi ise Avrupa'nın bu konudaki tutumunu yansıtıyor. Avrupa Birliği, JCPOA'nın korunmasından yana bir pozisyon benimsemiş ve ABD'nin anlaşmadan çekilmesini eleştirmişti. Anlaşmanın detaylarının netleşmesiyle birlikte, uluslararası toplumun da tepkisi şekillenecek. Ayrıca, bu mutabakat, Rusya ve Çin'in İran'la ilişkilerini de etkileyebilir. Her iki ülke de İran'la yakın ilişkiler içinde ve anlaşmanın bu ülkelerin bölgedeki nüfuzunu nasıl etkileyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu bir ülke olarak bu anlaşmadan doğrudan etkilenecektir. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, İran üzerindeki yaptırımların hafiflemesiyle birlikte Türkiye-İran arasındaki ticaret hacminin artmasına ve enerji işbirliğinin güçlenmesine olanak tanıyabilir. Özellikle doğal gaz ticareti açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, anlaşma bölgesel istikrara katkı sağlarsa, Türkiye'nin güney sınırlarındaki gerginliklerin azalmasına yardımcı olabilir. Ancak, anlaşmanın içeriği ve uygulanması konusunda belirsizlikler sürüyor. Türkiye, anlaşmayı destekleyen ancak bölgesel güvenlik endişelerini de dikkate alan bir politika izleyecektir. Özellikle İran'ın vekil güçler aracılığıyla bölgedeki faaliyetleri, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırabilir. Bu nedenle, Ankara'nın anlaşma sürecini yakından takip etmesi ve olası risklere karşı hazırlıklı olması bekleniyor.