ABD güçleri, Salı günü İran‘a yönelik hava saldırıları düzenledi. Başkan Donald Trump, ABC News‘e verdiği telefon röportajında, bu saldırıların bir gün önce İran tarafından düşürülen bir Amerikan Apache helikopterine misilleme olduğunu duyurdu. Trump, “Onlar helikopterimizi vurdu; biz de misilleme yaptık. Bu kadar basit” ifadelerini kullandı. Saldırıların kapsamına ilişkin detay paylaşılmazken, Pentagon kaynakları operasyonun sınırlı olduğunu ve tüm Amerikan unsurlarının güvende olduğunu bildirdi.
Gelişmelerin arka planı
Olaylar zinciri, Pazartesi günü Basra Körfezi yakınlarında bir ABD Apache saldırı helikopterinin İran hava savunma sistemlerince düşürülmesiyle başladı. Pentagon, helikopterin rutin bir keşif görevi sırasında uluslararası hava sahasında olduğunu açıklarken, İran ise helikopterin kendi hava sahasını ihlal ettiğini iddia etti. İki ülke arasında son haftalarda tırmanan söylemlerin ardından bu olay, sıcak çatışmaya dönüşen ilk somut adım oldu.
ABD Başkanı, helikopterin düşürülmesinin ardından ulusal güvenlik ekibiyle acil toplantı yaptı. Toplantıda, İran’ın askeri tesislerine yönelik sınırlı bir hava operasyonu kararlaştırıldı. Saldırılar, yerel saatle gece yarısı civarında, İran‘ın batısındaki bir askeri üsse ve Hürmüz Boğazı yakınlarındaki bir radar tesisine düzenlendi. Hedeflerin tamamen imha edildiği ve sivil kayıp yaşanmadığı bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırılar, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilimin yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor. 2018‘de ABD‘nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan ekonomik yaptırımlar, İran‘ı bölgesel vekil güçler aracılığıyla ABD‘ye karşı daha agresif bir tutum almaya itmişti. Son olarak geçen ay İran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan‘daki ABD üslerine düzenlediği insansız hava aracı saldırıları, Washington‘da tansiyonu yükseltmişti.
Uluslararası toplum, tırmanan gerilimden endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Bölge bir yangının eşiğinde” uyarısında bulundu. Rusya ve Çin, ABD‘yi tek taraflı eylemlerle bölgesel istikrarı bozmakla suçladı. Öte yandan İran, misilleme hakkını saklı tuttuğunu duyurdu ve Hürmüz Boğazı‘nı kapatma tehdidini yineledi. Bu durum, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunda ciddi bir krize yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu sıcak çatışma, Türkiye‘nin güney ve doğu sınırlarında yeni bir güvenlik riski oluşturuyor. Türkiye, İran ile enerji ticaretini sürdürürken, ABD‘nin İran‘a yönelik yaptırımlarına tam olarak uymaması nedeniyle Washington‘dan baskı görüyor. Bu saldırılar, Türkiye‘nin bölgedeki askeri varlığını ve terörle mücadele operasyonlarını etkileyebilecek bir istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı‘nın olası kapanması, Türkiye‘nin enerji ithalat maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran‘la diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel gerilimi düşürmek için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor.