ABD ve İran, nükleer anlaşma konusunda kader anına geldi. İki ülkenin üst düzey diplomatları, daha önce imzalanan Mutabakat Zaptı'nı güçlendirmek amacıyla İsviçre'nin Zürih kentinde bir araya gelecek. Görüşmelerde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi ve ABD'nin yaptırımlarını hafifletmesi masada olacak. Taraflar arasında varılacak olası bir anlaşma, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir.
Görüşmelerin arka planı
Tahran ve Washington arasındaki son temaslar, 2015 yılında imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı'nın (JCPOA) devamı niteliğinde. ABD, 2018'de dönemin Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından İran'a ağır yaptırımlar uygulamıştı. Buna karşılık Tahran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a kadar çıkararak anlaşmadaki taahhütlerini ihlal etmişti. Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte diplomasi kanalları yeniden açıldı. Geçtiğimiz yıl Viyana'da yapılan dolaylı görüşmelerde somut ilerleme kaydedilememişti.
Zürih'teki toplantıda, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve ABD İran Özel Temsilcisi Rob Malley başkanlığındaki heyetler yer alacak. Kaynaklara göre, Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda gerçekleşecek müzakerelerde, İran'ın nükleer programının şeffaflığı ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ele alınacak. Uzmanlar, bu görüşmelerin başarısız olması halinde bölgede yeni bir kriz dalgasının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, sadece nükleer dosyayı değil, aynı zamanda Ortadoğu'nun genel istikrarını da etkileyecek. İran'ın bölgesel politikaları, özellikle Yemen, Suriye ve Irak'taki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler tarafından yakından izleniyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için her türlü önlemi alacağını açıklarken, Suudi Arabistan ise Tahran'la denge arayışında. Diplomatik bir başarı, Körfez ülkeleriyle İran arasındaki gerilimi azaltabilir. Öte yandan, ABD'nin Çin'e karşı Asya-Pasifik'te yoğunlaşan stratejisi, Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma eğilimini körüklüyor. Bu nedenle Washington, İran'la bir anlaşmayı bölgedeki kaynaklarını başka alanlara kaydırmak için bir fırsat olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından kritik önem taşıyor. İran, Türkiye'nin doğal gaz ithalatında önemli bir tedarikçi konumunda. Yaptırımların hafiflemesi, İran'dan enerji akışını artırabilir ve Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması beklenir. Güvenlik boyutunda ise, İran'ın nükleer programındaki olası bir ilerleme, Türkiye'nin komşusu olarak doğrudan tehdit algısı oluşturabilir. Tahran'la anlaşma sağlanması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarına ters düşebilecek İran nüfuzunu dengeleme açısından da önemli. Bu nedenle Ankara, müzakereleri dikkatle izliyor ve sonuçlarına göre politikasını şekillendirecek.