ABD ve İran arasında İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler, arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan tarafından yapılan ortak açıklamayla sonuçlandı. Açıklamaya göre, iki ülke 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılmasını öngören bir yol haritası üzerinde anlaştı. Cenevre'de üç gün süren müzakerelerin ardından yayımlanan bildiride, görüşmelerin 'yapıcı ve ileriye dönük' bir atmosferde geçtiği belirtildi.
Görüşmelerin arka planı ve detayları
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından tırmanan gerilim, iki ülkeyi yıllardır doğrudan müzakere masasından uzak tutuyordu. Ancak son dönemde hem Washington hem de Tahran yönetimlerinden gelen sinyaller, diplomasiye dönüş ihtimalini güçlendirdi. Görüşmelere ABD tarafından Dışişleri Bakanlığı İran Özel Temsilcisi, İran tarafından ise Dışişleri Bakan Yardımcısı başkanlık etti. Arabulucu olarak Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Pakistan Başbakanı'nın özel temsilcisi de hazır bulundu.
Ortak açıklamada, yol haritasının uranyum zenginleştirme faaliyetleri, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel güvenlik konularını kapsadığı ifade edildi. İran'ın nükleer programının sivil amaçlarla sınırlandırılması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetimlerine tam uyum sağlanması da öncelikli maddeler arasında yer aldı. Uzmanlar, 60 günlük sürenin oldukça iddialı olduğunu ancak iki tarafın da anlaşmaya olan iştahının yüksek olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Anlaşma ihtimali, başta İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkelerinde farklı tepkilere yol açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'la varılacak herhangi bir anlaşmanın 'kapsamlı ve denetlenebilir' olması gerektiğini vurgulamıştı. Suudi Arabistan ise İran'la yürüttüğü normalleşme sürecinde bu görüşmelerin olumlu bir adım olduğunu açıkladı. Petrol piyasaları, ABD yaptırımlarının hafiflemesi durumunda İran'ın günlük 1,5 milyon varil ek arz yapabileceği beklentisiyle fiyatların düşeceğini fiyatlamaya başladı. Avrupa Birliği, görüşmeleri memnuniyetle karşılarken, Rusya nükleer dosyasında diplomasiye dönüşün 'kaçınılmaz' olduğunu belirtti.
Uzmanlar, 60 günlük takvimin başarıya ulaşması için en kritik eşiğin, İran'ın yüzde 60'a varan zenginleştirme seviyesini düşürmeyi kabul etmesi olduğunu söylüyor. ABD ise İran'ın balistik füze programının da masaya yatırılmasında ısrar ediyor. Bu iki konunun mutabakata varılması halinde, nihai anlaşmanın 2025 yılı içinde imzalanması ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının yeniden yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la 160 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi ve enerji ithalatı nedeniyle Tahran'la ilişkilerinde hassas bir denge yürütüyor. ABD-İran gerginliğinin sona ermesi, Türkiye'nin doğal gaz ve petrol tedarikinde alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabileceği gibi, İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesi durumunda iki ülke arasındaki ticaret hacminin artmasına da olanak sağlayacaktır. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarını dolaylı olarak azaltabilir. Ancak, nihai anlaşmanın şartları ve İran'ın nükleer programının geleceği, Türkiye'nin uzun vadeli enerji ve güvenlik stratejilerini doğrudan etkileyecektir.