ABD ordusu, ikinci bir ticari geminin İran destekli güçler tarafından hedef alınmasının ardından İran topraklarında çok sayıda hedefe yönelik yeni bir hava saldırısı dalgası gerçekleştirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, saldırıların 7 Mart 2025 Cumartesi günü yerel saatle 21.00 sularında başladığı ve İran'ın güneybatısındaki askeri tesisler, radar sistemleri ve insansız hava aracı (İHA) üslerinin hedef alındığı belirtildi. Açıklamada, saldırıların bir önceki gün Umman Denizi'nde bir ABD bandıralı konteyner gemisine balistik füze ile düzenlenen saldırıya misilleme olduğu ifade edildi.
Saldırıların Arka Planı ve Gelişmeler
Saldırılar, bölgede artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 5 Mart'ta bir ABD tanker gemisi Basra Körfezi'nde İran yapımı olduğu iddia edilen bir insansız hava aracı tarafından vurulmuş, olayda can kaybı yaşanmamıştı. İkinci saldırı ise 6 Mart'ta Umman Denizi'nde gerçekleşti ve balistik füze isabet eden gemide yangın çıktı. ABD yönetimi, bu saldırıların İran Devrim Muhafızları tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. CENTCOM Komutanı Orgeneral Michael Kurilla, yaptığı yazılı açıklamada, "İran'ın deniz ticaretine yönelik bu pervasız saldırıları kabul edilemez. ABD, kuvvetlerini ve bölgedeki çıkarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacaktır" ifadelerini kullandı.
İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, İran devlet medyası ABD saldırılarını 'provokasyon' olarak nitelendirdi ve misilleme yapılacağı tehdidinde bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD'yi 'uluslararası hukuku ihlal etmekle' suçladı ve İran'ın meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu son saldırılar, İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'nde artan gerginliğin yeni bir aşaması olarak görülüyor. Bölgedeki askeri uzmanlara göre, ABD uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower liderliğindeki bir görev grubu, saldırıların ardından İran kıyılarına yaklaştı. Bu durum, iki ülke arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, İran'a yakınlığıyla bilinen Irak ve Suriye yönetimleri ABD'yi kınadı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik 'azami baskı' politikasını yeniden devreye soktuğu yorumları yapılıyor. Son aylarda İran'ın nükleer programı ve balistik füze testleri nedeniyle uygulanan yaptırımlar sıkılaştırılmıştı. Uzmanlar, bu hava saldırılarının İran'ı müzakere masasına oturtmayı amaçladığını ancak ters teperek bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasında artan bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak üzerinden temin ederken, Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kriz petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye ekonomisi üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile 560 kilometrelik kara sınırı bulunması, olası bir sıcak çatışmada sığınmacı akını ve terör tehdidi gibi güvenlik risklerini artırabilir. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, diğer yandan İran'la ticari ve diplomatik bağlarını korumak zorunda. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.