Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerdeki tıkanıklığa rağmen talep tahminlerindeki aşağı yönlü revizyonların etkisiyle geriledi. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, Asya piyasalarında yüzde 0,8’lik düşüşle 74,5 dolar seviyesine inerken, ABD hafif ham petrolü (WTI) de yüzde 0,9 değer kaybederek 70,8 dolardan işlem gördü. Piyasa analistleri, jeopolitik risklerin fiyatları desteklemekte yetersiz kaldığını, küresel ekonomik yavaşlamaya ilişkin endişelerin ağır bastığını belirtiyor.
Talep endişeleri jeopolitik riskleri gölgede bıraktı
ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmelerde ilerleme sağlanamaması, piyasalarda arz kesintisi endişesini canlı tutarken, yatırımcıların odak noktası küresel petrol talebindeki zayıflama sinyalleri oldu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son aylık raporunda, 2024 yılı talebine ilişkin büyüme öngörüsünü günlük 96 bin varil azaltarak günlük 1,1 milyon varile çekmesi, piyasalarda satış baskısını artırdı. Raporda, Çin’deki ekonomik yavaşlama ve sanayi üretimindeki düşüş, talep artışının önündeki en büyük engel olarak gösterildi.
Öte yandan, OPEC+ grubunun üretim kesintilerini sürdürme kararlılığı, arz tarafında bir miktar destek sağlasa da, kartelin dışındaki üreticilerin (özellikle ABD) artan üretimi bu desteği dengelemekte. ABD’deki kaya petrolü üretimi, geçen hafta itibarıyla günlük 13,2 milyon varil ile rekor seviyeye ulaşırken, stok verileri de beklentilerin üzerinde bir artışa işaret etti. Amerikan Petrol Enstitüsü’nün verilerine göre, ham petrol stokları bir önceki haftaya göre 1,8 milyon varil artış kaydetti.
Jeopolitik gerilimler ve piyasa dengesi
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerdeki duraksamaya rağmen, piyasanın tepkisi sınırlı kaldı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve İran’ın olası misilleme senaryoları nedeniyle jeopolitik risk priminin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak küresel ekonominin kırılganlığının fiyatlamalarda ağır bastığını vurguluyor. Bu hafta içinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bölge turu, İran ile doğrudan temasın yeniden başlama ihtimalini gündeme taşımıştı; ancak Tahran yönetiminden gelen açıklamalarda, müzakere masasına dönmek için Batı’nın yaptırımları kaldırması gerektiği mesajı yinelendi.
Küresel ölçekte enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının faiz artırımlarına devam edeceği beklentisi, doların güçlenmesine yol açarken, bu durum petrol ithal eden ülkelerin alım gücünü olumsuz etkiliyor. Öte yandan, Çin’in ekonomik toparlanma sinyalleri zayıf kalmaya devam ediyor; ülkenin ithalat verileri, güçlü bir talep artışına işaret etmiyor. Bu tablo, petrol fiyatlarının önümüzdeki dönemde 70-80 dolar bandında dalgalanabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki düşüşten doğrudan olumlu etkilenir. Cari açık üzerindeki baskıyı hafifletecek bu gelişme, enflasyonla mücadelede de destekleyici bir rol oynayabilir. Ancak ABD-İran geriliminin yeniden tırmanması halinde Hürmüz Boğazı’ndan geçişte yaşanabilecek aksaklıklar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Bu nedenle Türkiye’nin, enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma politikalarını sürdürmesi kritik önemdedir.