ABD ile İran arasında aylardır süren dolaylı müzakerelerin son turu Katar'ın başkenti Doha'da tamamlandı. Arabulucular, iki ülke arasındaki gerilimi düşürme ve nükleer müzakereleri yeniden canlandırma çabaları kapsamında yürütülen görüşmelerin ardından perşembe günü yazılı bir açıklama yaparak tarafların ilerleme kaydettiğini ancak kesin bir anlaşmaya varılamadığını duyurdu. Haziran ayında Washington ve Tahran, Avrupa Birliği koordinasyonunda bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak uygulama aşamasında ayrışmalar yaşanmıştı. Doha'daki yeni tur, özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme düzeyi ve yaptırımların hafifletilmesi gibi başlıklarda kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Görüşmelerin arka planı: Nükleer anlaşma ve yaptırımlar
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2018 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı çekilmesiyle kopma noktasına gelmişti. Biden yönetiminin göreve gelmesinden bu yana iki ülke arasında Viyana'da dolaylı görüşmeler sürüyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yüzde 60'a çıkarması, İsrail'in nükleer tesislere yönelik saldırı tehditleri ve Körfez'deki deniz güvenliği krizleri gerilimi tırmandırdı. Doha'daki müzakereler, tarafların bir memorandum üzerinde anlaşmasının ardından başlatıldı. Bu belgeye göre İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'tan yüzde 40'a düşürmesi karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesi öngörülüyor. Ancak Tahran yönetimi, yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ederken, Washington da İran'ın diğer bölgesel faaliyetlerine (balistik füze programı ve milis gruplarına destek) çözüm bulunmasını istiyor.
Doha turunun ardından ABD'li yetkililer, "yapıcı geçen görüşmeler" ifadesini kullandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise, "Bazı ilerlemeler oldu ancak anlaşma için henüz çok erken" dedi. Katar Dışişleri Bakanı, her iki tarafın da diyaloğa bağlı olduğunu vurguladı. Önümüzdeki dönemde teknik düzeyde müzakerelere devam edilmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve güvenlik mimarisi
ABD-İran müzakerelerinin sonucu sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkiliyor. İran'ın nükleer programa sahip olması, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkelerini endişelendiriyor. Öte yandan yaptırımların hafifletilmesi, İran'ın petrol ihracatını artırarak küresel petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Bu durum, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle enerji piyasalarındaki dengesizlikle birleşince, uluslararası piyasalar için önemli bir değişken haline geliyor. ABD, İran'ı nükleer anlaşmaya döndürerek İsrail'in olası bir askeri müdahalesini önlemek ve Çin'in bölgedeki nüfuzunu sınırlamak istiyor. Ancak müzakerelerin uzaması, bölgede ABD dostu ülkeler ile İran destekli gruplar arasında çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin hem enerji güvenliği hem de komşularıyla ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Katar gibi ülkelerden karşılıyor. İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, İran'la sınır güvenliği konularında iş birliği yapan Türkiye, nükleer anlaşma sağlanması halinde bölgesel istikrarın artmasını bekliyor. Ancak Türkiye, İran'ın Suriye ve Irak'taki milis faaliyetlerinden rahatsız. Müzakerelerde İran'ın bölgesel rolüne dair bir düzenleme yapılırsa, Türkiye'nin kuzey Suriye politikası da dolaylı olarak etkilenebilir. Ankara, bu süreçte arabulucu rolünü korumak ve tüm taraflarla diyaloğunu sürdürmek istiyor.