ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel güvenlik konularında yürütülen dolaylı görüşmeler devam ediyor. Ancak taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklar ve ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler nedeniyle kapsamlı bir anlaşmaya varılması zor görünüyor. Görüşmeler, Umman ve Katar gibi bölge ülkelerinin arabuluculuğuyla sürdürülüyor.
Görüşmelerin Arka Planı
ABD ve İran arasındaki diplomatik temaslar, 2015 yılında imzalanan ve 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrası dönemde kesintiye uğramıştı. Joe Biden yönetimi, göreve geldiğinde İran ile yeniden müzakere masasına dönme sözü vermişti. Ancak aradan geçen sürede taraflar bir dizi dolaylı görüşme gerçekleştirdi; Viyana'da yapılan müzakereler 2022'de sonuçsuz kaldı.
Son dönemde Umman'ın başkenti Maskat ve Katar'ın başkenti Doha'da yapılan arabuluculuk görüşmeleri, taraflar arasında güven artırıcı adımlar atılmasını hedefliyor. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve dondurulan varlıklarına erişimi talep ederken; ABD, İran'ın nükleer programını sınırlandırmasını ve bölgesel faaliyetlerini kısıtlamasını istiyor.
İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 saflık seviyesine kadar çıkarması, Batı başkentlerinde endişe yaratıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer programının şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri olduğunu belirtiyor. Tahran yönetimi ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran ilişkilerindeki belirsizlik, Orta Doğu'da geniş yankı uyandırıyor. İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini kendi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise İran ile ilişkilerini normalleştirme arayışında. Çin ve Rusya, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına karşı çıkarak İran ile ekonomik iş birliğini derinleştiriyor.
ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler, Biden yönetiminin İran ile anlaşma konusundaki manevra alanını daraltıyor. Cumhuriyetçiler, İran'a yönelik herhangi bir tavizin seçmen nezdinde olumsuz karşılanacağını savunuyor. Ayrıca İran'da da iç siyasi dinamikler, hükümetin taviz vermesini zorlaştırıyor.
Uzmanlar, taraflar arasında kapsamlı bir anlaşmanın kısa vadede olası görünmediğini, ancak geçici ve sınırlı adımlarla güven artırıcı önlemler alınabileceğini belirtiyor. Bu adımlar arasında esir takası, dondurulan varlıkların kısmen serbest bırakılması ve nükleer faaliyetlerin geçici olarak yavaşlatılması yer alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran arasındaki gerilimin azalmasından doğrudan kazanç sağlayacak ülkelerden biri. İran ile 560 kilometrelik sınıra sahip olan Türkiye, komşusundaki istikrarsızlığın enerji güvenliği, ticaret ve mülteci hareketleri üzerinden olumsuz etkilerini yaşıyor. İran'a uygulanan yaptırımlar, Türkiye'nin İran ile olan doğalgaz ticaretini ve sınır ticaretini sekteye uğratıyor. Ayrıca olası bir askeri gerilim, Türkiye'nin güvenlik risklerini artıracaktır. Bu nedenle Ankara, diplomatik çözümü destekliyor ve arabuluculuk çabalarına katkı sunabileceğini belirtiyor. Ancak ABD'nin İran politikasındaki belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını zorlaştırıyor.