Hürmüz Boğazı, ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelerin ardından yeniden gerilimin odağı haline geldi. Petrol tankerleri boğazdan her iki yönde de geçiş yapmaya devam ederken, İran ordusunun Hürmüz’ü yeniden kapattığını duyurmasının ardından hafta sonu birçok gemi konum bilgisi yayan transponder sistemlerini kapattı. Bu durum, küresel petrol ticaretinin can damarı olan stratejik su yolunda güvenlik endişelerini yeniden alevlendirdi.
Arka plan: ABD-İran müzakereleri ve Hürmüz’ün kaderi
ABD ve İran arasında Umman’da gerçekleşen dolaylı görüşmeler, nükleer programa ilişkin bir anlaşmaya varılması umudunu artırmıştı. Ancak İran’ın devrim muhafızları, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını protesto amacıyla Hürmüz Boğazı’nı ‘kapalı’ ilan etti. Her ne kadar fiili bir abluka uygulanmasa da, bu açıklama uluslararası nakliye şirketlerini tedirgin etti. Tarihsel olarak İran, boğazı kapatma tehdidini bir koz olarak kullansa da, bu hamle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, İran ordusu tarafından yapılan bir açıklamada “Hürmüz Boğazı yeniden uluslararası trafiğe kapatılmıştır” ifadesi kullanıldı. Açıklamanın ardından, özellikle Liberya ve Panama bandıralı onlarca petrol tankeri, olası bir müdahaleden kaçınmak için transponderlarını kapatarak ‘karanlık’ modda seyretmeye başladı. Bu durum, gemilerin takibini zorlaştırırken boğazda bir çatışma riskini de artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve güvenlik
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel enerji piyasaları için de kritik. Dünya petrolünün yaklaşık üçte biri buradan geçiyor. Son gerginlik, petrol fiyatlarında sınırlı bir artışa neden olsa da, asıl endişe boğazın tamamen kapanması halinde yaşanacak arz kesintisi. ABD Donanması’nın Beşinci Filosu, bölgedeki ticari gemilere refakat etmeye hazır olduğunu bildirdi. Bu durum, ABD ile İran arasında doğrudan bir askeri karşılaşma riskini de beraberinde getiriyor.
Çin ve Hindistan gibi Asyalı petrol ithalatçıları, alternatif tedarik yolları arayışına girmiş durumda. Uzmanlar, İran’ın bu hamlesinin aslında müzakere masasında elini güçlendirme girişimi olduğu görüşünde. Ancak geçmişte benzer tehditlerin uygulamaya konulmadığı da biliniyor. Yine de, her iki tarafın da müzakerelerde taviz vermeye yanaşmaması, krizi tırmandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir krizden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü Irak ve İran üzerinden sağlıyor; ancak Kızıldeniz ve Hürmüz üzerinden gelen LNG ve petrol sevkiyatları da stratejik öneme sahip. Boğazın kapanması halinde Türkiye’nin enerji maliyetleri artabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşabilir. Öte yandan, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik girişimleri, özellikle İran ile sürdürdüğü diyalog, krizin yönetilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Türkiye’nin hem ABD hem de İran ile ilişkileri göz önüne alındığında, Hürmüz’deki gerginlik Ankara’yı enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yeni arayışlara itebilir.