ABD'nin İran'a yönelik yeni hava saldırıları, Orta Doğu'da kırılgan ateşkesi tehdit ederken, altın fiyatlarındaki düşüşü hızlandırdı. Pentagon, İran destekli milislerin bir ABD askeri helikopterini düşürmesine misilleme olarak İran'ın doğusundaki hedefleri vurduğunu açıkladı. Bu gelişme, bölgede aylardır süren çatışmaları sona erdirmek için yürütülen diplomatik çabaları tehlikeye atarken, yatırımcıları güvenli liman varlıklarından uzaklaştırdı. Altın, hafta başından bu yana yüzde 2'den fazla değer kaybederek ons başına 1.950 doların altına geriledi. Analistler, ABD-İran arasındaki bu yeni gerilimin, küresel piyasalarda oynaklığı artırabileceği ve petrol fiyatlarını yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor.
Saldırıların arka planı ve ateşkes çabaları
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamaya göre, saldırılar Irak-Suriye sınırı yakınlarında, İran Devrim Muhafızları'na bağlı grupların kullandığı tespit edilen üç ayrı noktayı hedef aldı. Operasyonda, insansız hava araçları ve savaş uçakları kullanıldı. ABD, saldırılarda milislerin komuta merkezleri ve mühimmat depolarının imha edildiğini iddia ederken, bölgeden can kaybına dair henüz doğrulanmış bir bilgi gelmedi. İran ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bu saldırılar, ABD ve İran arasında Ocak ayında başlayan ve mart sonunda imzalanan geçici ateşkes anlaşmasının ardından yaşanan en ciddi askeri karşılaşma olarak kayıtlara geçti. Ateşkes, özellikle Irak ve Suriye'deki vekil güçler aracılığıyla yürütülen çatışmaların durdurulmasını öngörüyordu. Ancak son haftalarda her iki taraf da karşılıklı ihlallerle suçlanıyor. ABD yönetimi, helikopterin düşürülmesinin ateşkesin açık bir ihlali olduğunu ve buna kayıtsız kalamayacaklarını belirtti.
Uzmanlara göre, bu tür bir misilleme, ateşkesin kalıcılığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Washington merkezli düşünce kuruluşu Savaş Çalışmaları Enstitüsü'nden Michael Knights, 'Her iki taraf da ateşkesten tam olarak memnun değil. ABD, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeyi durduramamışken, İran da ekonomik yaptırımların hafifletilmesi konusunda yeterli ilerleme kaydedemedi. Bu tür küçük çaplı saldırılar, aslında bir nevi güç gösterisi' yorumunda bulundu.
Piyasalar ve bölgesel etkiler
Altın fiyatlarındaki düşüş, yatırımcıların risk iştahındaki artıştan ziyade, piyasadaki belirsizliğin ve oynaklığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Tarihsel olarak jeopolitik krizlerde yükselen altın, bu kez farklı bir seyir izliyor. Analistler, bunun nedenini ABD-İran geriliminin sürpriz olmamasına ve piyasaların bu tür olaylara karşı duyarsızlaşmasına bağlıyor. Ancak yine de, çatışmanın yayılması halinde altının yeniden yükselebileceği uyarısı yapılıyor.
Bunun yanı sıra, ham petrol fiyatları saldırı haberleriyle birlikte varil başına 80 doların üzerine çıktı. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve bölgedeki enerji arzına yönelik endişeler, petrol fiyatlarındaki yükselişin temel itici gücü. Küresel ölçekte enflasyonist baskıları artırabilecek bu gelişme, merkez bankalarının faiz politikalarını da etkileyebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, artan enerji maliyetlerinden olumsuz etkilenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu yeni gerilim, Türkiye için birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle, Türkiye enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Artan enerji maliyetleri, cari açığı büyütebilir ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Ayrıca, sınır komşusu Irak ve Suriye'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırıyor. Ankara, PKK/YPG ile mücadelesinde bu ülkelerdeki istikrara bel bağlamış durumda. Son olarak, Türkiye'nin hem ABD ve NATO ile ilişkileri hem de İran ile olan ekonomik ve siyasi bağları, bu krizde hassas bir denge politikası izlemesini gerektiriyor. Yetkililerin, tansiyonun düşürülmesi için her iki tarafla da temaslarını sürdürmesi bekleniyor.